MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/380 E., 2016/21 K.
SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1-Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Bakımından
Sanığa yüklenen "Resmi Belgede Sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 03.02.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2-Nitelikli Dolandırıcılık ve Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçları Bakımından
Sanığın katılana ait... ve .... Ltd. Şti.'nde müşteri temsilcisi olarak 4 yıl kadar bu işyerinde çalıştığı, görevi gereği müşterilerden alacakları tahsil yetkisi bulunduğu, aldığı çek ve senetleri şirkete verdiği, şirket adına hareket ederek ticari faaliyet gösterdiği ancak sanığın borçlulardan tahsil ettiği çek ve senetleri katılana vermeyerek kendi yararına menfaat temin ettiği, bunun öğrenilmesi üzerine ticaret yapılan müşteriler ...,...ve ... adlarına sahte senetleri düzenleyerek katılana verdiği ve alınan ekspertiz raporuna göre senetlerdeki yazıların sanığın eli ürünü olduğunun bildirildiği, böylelikle sanığın şirket adına hareket ederek ticari faaliyetler sırasında sahte senetler düzenleyerek katılanı dolandırdığı ve hizmet nedeniyle görevini kötüye kullandığı iddia edilen olayda; Her ne kadar yerel mahkemece sanık hakkında beraat kararları verilmiş ise de; 17/08/2011 tarihli bilirkişi raporunda 3 adet senet üzerinde sanığın imza ve yazılarının bulunduğu ve kırmızı kalem ile çerçeve içine alındığının belirtildiği ancak dosyada bu bilgileri kontrol edebilecek nitelikte renkli fotokopi bulunmadığı gibi açıkça hangi hususlar olduğunun mahkemesince tutanağa bağlanmamış olduğu, renkli olmayan fotokopilerde ise borçlusu ...görünen senette rakamla ve yazı ile miktar vade ve borçlu bilgilerinin çerçeve içine alındığı, borçlusu ... olan senette rakamla ve yazı ile miktar, vade, lehdar, borçlu bilgileri ile ... isim ve soy isminin çerçeveli olduğu, ... isimli borçluya ait senedin ise rakamla ve yazı ile miktar, vade, lehdar, borçlu bilgileri ile ... isim ve soy isminin sanığa ait olduğu anlaşılmakla; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından senetlerin borçlularının temini ile senetlerin bu borçlular tarafından verilip verilmediği ve sahte olup olmadıklarının araştırılması, yine mahkemece senetlerde çerçeve içinde yer alan bilgiler denetime ve hükme esas alınacak şekilde bilirkişinin renkli olarak bildirdiği haliyle dosyaya örnek temin edildikten sonra tüm deliller değerlendirilerek suçun sübutu halinde suç vasfının nitelikli dolandırıcılık veya uzlaşma kapsamına alınan hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
05.03.2026 tarihinde karar verildi.