MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/389 E., 2016/85 K.
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın, şikâyetçi ... adına tanzim ettiği 18.06.2009 tanzim tarihli ve 4.750 TL bedelli sahte senedi ciro ederek ...'a verdiği, ... tarafından da sanık aleyhine icra takibi başlatıldığı iddia edilen somut olayda, icra takibinin sanık tarafından başlatılmamış olması ve icra takibi başlatan ... hakkında da sanığın eylemine iştirak ettiğinin sabit olmaması nedeniyle Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29.07.2015 tarihli ve 2010/425 Esas sayılı dosyası ile verilen beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle sanığın eyleminin ...'a karşı 5237 sayılı TCK'nin 157/1. Maddesinde düzenlenen "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu, bu suçun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 03.01.2009 olan olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.