MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/236 E., 2016/130 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak
kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Bireysel emeklilik ve hayat sigortacılığı alanında faaliyet gösteren...isimli sigorta şirketinde müşteri temsilcisi olan ve sigorta poliçesi düzenleme yetkisi bulunan ancak para tahsil yetkisi bulunmayan sanığın, şirket adına araç kiralayacağını söyleyerek oto kiralama işi yapan mağdurla tanıştığı, mağdura...şirketi nezdinde sigorta poliçesi düzenlemeyi teklif ettiği, mağdurun birden fazla sigortası olduğunu belirtmesi üzerine bunların tek bir sigorta hesabında toplanması halinde daha fazla geri ödeme alacağını söyleyerek katılanı...firması nezdinde sigorta poliçesi düzenlemesi konusunda ikna ettiği, mağdur adına sanık tarafından...firması nezdinde 2 adet ödüllü birikim hayat sigortası poliçesi, 3 adet prim iadeli hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, poliçe örneklerine göre prim ödemelerinin mağdurun verdiği kredi kartından tahsil edileceğinin anlaşıldığı, buna rağmen sanığın, mağdurun 06.05.2015 tarihli kolluk beyanından anlaşıldığı üzere mağdurla yüz yüze yaptığı görüşmede ödüllü birikim hayat sigortasında 13 yıl boyunca prim ödemesi hâlinde kendisine 444.000,00 TL civarında bir ödeme yapılacağını, ne kadar para yatırırsa geri ödenecek miktarın o kadar artacağını, bunun...Sigorta Şirketinin kampanyası olduğunu söyleyerek mağdurdan prim ödemesi altında para talep ettiği ve mağdurun 16.01.2015 - 09.04.2015 tarihleri arasında, ödediği primlerin de sigorta şirketi hesabına yatırılacağı inancı ile sanığa banka havalesi yolu ile para gönderdiği, bu kapsamda mağdurun yaptığı ödeme tutarının toplam 35.964,00 TL olduğu; sanığın, 20.04.2015 tarihinde mağdura tanık ...'ın e-mail hesabı olan semih.anit@aegon.com.tr‘den; toplamda 2971 fon adedinin 17.04.2015 tarihi itibarıyla toplam değerinin 443.619,75 TL üzerinden bozulduğu, bu şekilde...Firması nezdinde 2971 adet fonu olduğu ve değerinin 443.619,75 TL olduğu bilgisini içeren e-posta gönderdiği, mağdurun söz konusu e-postanın gönderildiği tarihten sonra sanığa herhangi bir ödeme yapmadığı gibi sanık hakkında şikâyetçi olduğu olayda, sanığın hileli hareketi mağdur ile yüz yüze yaptığı görüşme sırasında sergileyerek mağdurdan toplam 35.964,00 TL aldığı olayda sanığın eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(h) maddesi kapsamında tanımlanan tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayini,
2. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezası yönünden, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
3. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
23.02.2026 tarihinde karar verildi.