MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, Tebligat Kanununun 10/1. maddesi uyarınca dosyada bilinen en son adresi olan duruşmada bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından, öğrenme üzerine sanığın 09.10.2017 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nin 43. maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda aynı anda ele geçen suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge çeşitliliğinin TCK'nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, üç ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık ...’nın temyiz talepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, sanık hakkında kurulan hükümlerin İNFAZININ DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal TAHLİYESİNE, 30.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.