MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/35 E., 2016/166 K.
SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
Ölen müşteki ...'un 21.04.2014 tarihinde sahibinden.com sitesinde, ...(...) adıyla ilana konulan casper via v4 marka cep telefonunu satın almak üzere, ilanda belirtilen 05...48 numarasını aradığı, telefonu kendisini ...olarak olarak tanıtan sanık ...'un açtığı, telefonun satımı konusunda sanık ile müşteki arasında anlaşma sağlandığı, müştekinin sanığın verdiği ... adına kayıtlı hesaba para yatırması ve sanığın de telefonu kargo ile göndermesi konusunda uzlaştıkları, bunun üzerine müştekinin sanık adına Türkiye İş Bankasında kayıtlı ... numaralı hesaba 300,00 TL havale yaptığı, müştekinin parayı yatırdıktan sonra sanığa ait telefon numarasını aradığı ancak sanığın telefonunu kapattığı ve aramalara cevap vermeyip, söz konusu parayı ATM'den nakit olarak çektiği ve bu şekilde haksız menfaat temin ederek üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda; sanığın mahkûmiyetine yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. Sanığın 11.04.2016 tarihinde talimat yoluyla alınan savunmasındaki, "..ben müştekinin zararını gidermek istiyorum ancak, müştekiye nasıl ulaşacağımı bilmiyorum, ancak birşekilde ulaşıp ödemeye çalışacağım, mahkemede bana müştekinin adresini veya telefon numarasını bildirir ise bu şekilde de ulaşabilirim.." şeklindeki ifadelerle zararı gidermek istediğini belirtmesi ve müştekinin 19.12.2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, mahkemece ödeme yeri belirlenmek suretiyle sanığa makul bir süre içerisinde zararı tazmin etme imkanı sağlanıp sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/2 maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Kabule göre de; a. 5237 sayılı Kanun'un 158/1- (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesinin gerektiği, buna göre sanığın suça konu olayda elde ettiği haksız menfaat miktarının 300,00 Türk lirası olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 158/1.son maddesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısı 30 gün olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeksizin, 15 gün üzerinden hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini,
b. 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesine ilişkin 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 24.02.2026 tarihinde karar verildi.