MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/30 E., 2016/105 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.11.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 14.02.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip sanığa yüklenen suçun sübut bulduğu yönünde vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında verilen 07.07.2010 tarihli 2009/376 Esas, 2010/155 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanması sırasında hapis cezası miktarının hesaplanmasında sanık lehine hesap hatası yapılarak 7 ay 22 gün hapis ve 6.240 TL adli para cezası verilmiş, bu hükmü açıklayacak heyetçe karar verilirken 07.07.2010 tarihli hükmün aynen açıklanması yerine öncelikle hesap hatası düzeltilerek sanık hakkında 8 ay 22 gün hapis ve 6.240 TL adli para cezası verilmiş ancak sonradan eklendiği paragrafla açıklanması geri bırakılan hükmün sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle ceza miktarının 7 ay 22 gün hapis ve 6.240 TL adli para cezasına düşürülmesi hukuka aykırı ise de, netice itibarıyla infaz edilecek kararın 07.07.2010 tarihli açıklanması geri bırakılan hükümdeki ceza miktarı ile aynı olması ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri nedeni dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2026 tarihinde karar verildi.