MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/124 E. 2016/206 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
26.04.2016 tarihli hüküm celsesindeki beyanında katılma talebinin bulunduğunu beyan eden ...'ın 5271 sayılı CMK'nun 237.maddesi uyarınca katılma talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda sıfatının "katılan" yerine "müşteki" olarak yazıldığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, evinde bulunan katılanı arayarak kendisini polis olarak tanıttığı ve katılanın sahibi olduğu bakkal dükkanındaki POS cihazından para transferi yapıldığını söylediği, aynı zamanda katılanın bakkal dükkanında çalışanı olan tanık...'yı da arayarak katılan ile tanığı konuşturduğu, tanık...'ya söylediklerini tekrar etmesi konusunda talimat vererek dükkanda 4 polis memurunun bulunduğuna katılanı inandırarak 4.988 TL haksız maddi menfaat elde ettiği olayda;
Suç tarihi olan 26.11.2014 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l maddesinde düzenlenen, kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçunun yürürlükte olmadığı, suç vasfında yanılgıya düşülerek, telefon konuşmaları sırasında arkadan polis telsizi sesi geldiği ve polis telsizinin Emniyetin maddi varlığı olduğu kanaati ile sanığın eylemin, TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olarak belirlenmiş ise de; eylemin sübutu halinde TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 26.04.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
23.02.2026 tarihinde karar verildi.