B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/375 E., 2020/308 K.
SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Suç tarihinin sanığın katılan tarafından azledildiği 30.11.2011 olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğnameye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,
B. Görevi kötüye kullanma suçu yönünden;
Sanığın müvekkili tarafından icraya koyması için verilen bonoyu icraya koymayarak ihmal gösterdiği iddia olunan olayda eylemin sübut halinde TCK'nın 257/2.maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suç yönünden Avukat olan sanık hakkında görevi sırasında işlediği iddia olunan görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin olarak, yargılama şartının gerçekleşmesini beklemek üzere soruşturma izninin talep edildiği 02.10.2013 ve soruşturma izni verildiği 04.12.2013 tarihleri ile kovuşturma izninin talep edildiği 09.01.2014 ve kovuşturma izninin verildiği 24.01.2014 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu gözetilerek; sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
24.02.2026 tarihinde karar verildi.