MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/440 E., 2018/671 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve 2017/152 Esas, 2017/306 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204. maddesinin 2. fıkrası, 43. maddesinin 1. Fıkrası, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 22... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-e, 43/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 22... hapis ve 875.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 27.03.2018 tarihli ve 2018/440 Esas, 2018/671 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, suçların unsurlarının oluşmadığını, sanığın savunma hakkının kısıtlandığını belirterek hükümleri temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
A) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden
5237 sayılı Kanun'un 158/1- (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52.maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesinin gerektiği, buna göre sanığın elde ettiği haksız menfaat tutarının 393.834,92 TL olduğu gözönünde bulundurularak 5237 sayılı Kanun’un 158/1,son maddesi uyarınca adli para cezasına esas alınacak gün sayısı 7877 gün olarak hesaplanması gerektiği gözetilmeksizin, 7000 gün üzerinden hesaplanması yine tayin olunan 7 yıl 15 ay hapis cezalarının aynı Kanunun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesi sonucu hükmolunan cezaların "6 yıl 10... gün hapis" yerine yazılı şekilde "5 yıl 22... gün hapis" cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir.
B) Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hüküm yönünden
5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun oluşabilmesi için, kişinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belge üzerinde sahtecilik eylemi gerçekleştirmesi gerektiği, ancak somut olayda sanığın görevi gereği imzaladığı sahte belgelerin tek başına söz konusu haksız ödemelerin yapılması için yeterli olmadığı, ödenek tahsisi ve ödeme emri belgelerinde imzaları bulunan diğer kamu görevlilerinin ise eyleme iştiraklerinin söz konusu olmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçu için, TCK'nin 204/1. maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst haddine göre; aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4 maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
IV. KARAR
A) Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B) Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde karar verildi.