MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3820 E., 2019/1437 K.
SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
SUÇ TARİHLERİ : 02/05/2011- Temmuz 2012
HÜKÜMLER : Esastan ret
EK KARAR : Temyiz isteminin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında ''özel belgede sahtecilik suçu'' bakımından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 17.09.2019 tarihli ve 2018/3820 Esas, 2019/1437 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın; sanık hakkında '' tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık'' suçu bakımından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 23.05.2019 tarihli ve 2018/3820 Esas, 2019/1437 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının, 5271 sayılı Kanun uyarınca temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2018 tarihli ve 2015/233 Esas, 2018/334 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 158/1-h, 43, 62, 52... üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
b) Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'unun 207/1, 43, 62, 52... üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 23.05.2019 tarihli ve 2018/3820 Esas, 2019/1437 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 17.09.2019 tarihli ek kararı ile, sanık müdafiinin temyiz talebinin özel belgede sahtecilik suçu bakımından CMK 296/1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
a) Sanık müdafiisinin temyiz istemi; asıl karar yönünden sanığın suç işleme kastının bulunmadığı, atılı suçları işlemediği, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine; ek karar yönünden müvekkilinin cezalandırılmasına karar verilen suçlar yönünden ayrıma giderek, özel belgede sahtecilik suçu yönünden "kesin" karar vermesinin hukuka aykırı olduğuna;
b) Katılan vekilinin temyiz istemi; asıl karar yönünden sanık hakkında her bir şirket yönünden ayrı ayrı ceza verilmesine, sanığın en üst hadden cezalandırılmasına, esasen düzenlenen 557 adet poliçenin tamamının sahte olduğuna; ek karar yönünden kararın yasaya aykırı olduğuna; ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Ek Karar Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş ise …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
B. Asıl Dosyadaki Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Esastan Ret Kararına Dair Sanık Müdafii ve Katılan ... ...içi...A.Ş Vekilinin Temyizleri Yönünden
... A.Ş ile ...olan sanığın sahibi olduğu ... ...Hizmetleri arasında, ... Şirketler Grubunun tüm kurum sigorta işlemlerinin yürütülmesi amacıyla 02/05/2011 tarihli sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca Mayıs 2011'den Temmuz 2012 tarihine kadar ... bünyesinde bulunan katılan firmalar ... A.Ş, ... ve ...San. ve ... A.Ş. ve ... ...içi...A.Ş'ye ait araçların kasko ve zorunlu trafik sigortalarını ... ...Hizmetleri şirketinin düzenlediği, 2012 yılı içinde katılan şirketlerin sigorta sözleşmelerinin iptalini istediği, bu istek üzerine sanığın iptal poliçeleri düzenlediği ancak zeyilnameler üzerindeki tutarlarla oynayarak, daha az iade yaparak kendisine menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda,
... A.Ş. vekilinin suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma neticesinde açılan kamu davası, şirket yetkilileri ve çalışanlarının beyanları, sanık savunmaları, bilirkişi raporları dosya kapsamından mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde mahkemece Sanığın eylemlerinin ... A.Ş çatısı altında bulunan şirketlere karşı oluştuğundan bahisle zincirleme şekilde tek nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmuş ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benzer bir olayda verdiği 14.11.2017 tarihli ...Esas ve... karar numaralı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki ilgili hükümler uyarınca şirketler ticaret siciline tescil edilmesi ile tüm ortakların varlığından bağımsız olarak ayrı bir tüzel kişilik kazanacağı ve şirket organlarınca yapılan hukuki işlemler ile gerçekleştirilen diğer fiiller nedeniyle doğrudan ilgili şirketlerin ayrı ayrı zarar görmesi karşısında, ayrı tüzel kişiliği, ayrı banka hesapları, ayrı vergi numaraları bulunan şirketlerin bir birinden bağımsız olarak suçtan zarar gören olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla sanığın eyleminin her bir katılan şirkete yönelik ayrı ayrı olması nedeniyle atılı suçun şirket sayısınca bir diğer değişle ... A.Ş, ... ve ...San. ve ... A.Ş. ve ... ...içi...A.Ş'ye karşı ayrı ayrı dört kez zincirleme biçimde oluşacağı gözetilmeksizin sanığın eylemlerinin ...'e karşı bir kez zincirleme suç kapsamında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 17.09.2019 tarihli ve 2018/3820 Esas, 2019/1437 sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
2. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle katılan ... ...... A.Ş. vekili ile sanık müdafiinin ayrı ayrı temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın temyiz isteminde bulunmayan katılanlar ... A.Ş, ... ve Dağıtım.... ve ... A.Ş.'ye karşı verilecek ceza miktarında kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2026 tarihinde karar verildi.