MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1820 E., 2019/1383 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2019/327 esas, 2019/565 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1, 62/1, 52/2-4 ve 50. maddeleri uyarınca ayrı ayrı çevrili (10 ay hapis karşılığı) 6.000'er TL adli para cezası ve 2.000'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/1820 esas, 2019/1383 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası a bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların atılı suçu işlediğine, suçun nitelikli dolandırıcılık suçuna temas etiğine, usul ve yasaya uygun olmayan bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Sanık ...'in UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 22.02.2025 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Katılan ...'nin, suç tarihinde arkadaşı olan tanık... ile birlikte dolaşırken park halindeki 42... plakalı oto üzerinde satılık ilanı gördükleri, ilandaki numarayı aradığı, araç sahibi sanık ... ile babası olan vefat eden diğer sanık ...'in aracın yanına geldiği, görüştüğü sanıklardan aracının tavan hariç tamanının boyalı olduğunu, yine aracın arka çamurlukları ile sürücü kapısından hasarlı olduğunu, değişen parçasının olmadığını söyledikleri, katılanın yeminli sözlerine inandığı için aracı kontrol ettirme gereği duymadığını, aracı satın aldıktan 1 ay sonra arızası için götürdüğü tamircide aracın 2 ayrı araca ait parçaların birleştirilmesi ile mevcut duruma getirildiğini öğrendiği ve bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; sanık savunmaları, katılan ve tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve noter araç satış sözleşmeleri ile tüm dosya kapsamına göre maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından sanık ...'in suça konu aracı satın aldığı ...'ın açık kimlik ve adres bilgilerinin araştırılarak tanık olarak beyanlarının ve konuya ilişkin bilgi ve görüşünün tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği de gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.03.2026 tarihinde karar verildi.