MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/667 E., 2020/267 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 tarihli ve 2017/804 Esas, 2019/9 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 157/1, 52... . maddeleri uyarınca, 1 yıl hapis ve 4.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili, sanık ... ve sanık ...'ün istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca sanıkların beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; doktor olan müvekkili ile görüşen sanık ...'nın yaptırmak işlediği işlemler ve ücretleri konusunda müvekkilinden bilgi aldığına, daha sonra fiyat konusunda tarafların anlaştığına ancak, işlemleri yaptırdıktan sonra kredi kartını bulamadığını belirtip, müvekkilini oyaladığına ve işlemlerin ücretini ödemeden iş yerinden kaçıp gittiğine, sanıkların mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanıkların baştan itibaren para ödeme niyetlerinin olmadığına, kartlarını alıp geleceklerine dair sözler söyleyerek, iş yerinden çıktıkları ancak geri gelmediklerine, sanıkların mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Tıp doktoru olan katılanın ameliyatsız estetik ve güzellik işlemleri yapılan ... Poliklinik isimli iş yerini çalıştırmakta olduğu, teyze-yeğen olan sanıkların telefonla randevu alarak suç tarihinde bu iş yerine geldikleri, sanık ...'nın yüzüne yapılacak botox, dolgu ve yüz germe işlemleri için 4.000,00 TL'ye anlaştıkları, işlemin yapıldığı, gün sonundaki işlem bitiminde sanık ...'nın kredi kartım arabada kaldı diyerek alması bahanesiyle diğer sanık ...'ü gönderdiği, bir süre sonrada kendisinin poliklinikten çıktığı, her iki sanığın birlikte bu yerden ödeme yapmadan ayrıldıkları ve bu şekilde üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda; sanıkların katılana ait iş yerinden hizmet aldıklarını kabul etmeleri ancak ödeme yaptıklarına dair herhangi bir makbuz veya belge ibraz etmemeleri, tanık ...'in "... Poliknikte estetisyen olarak çalışmaktayım. İsmini ... olarak tanıtan bir bayan ... Polikliniğe gelerek... iki saat boyunca polikliniğimizdeki uygulama odasında işlemlerini yaptırdı. Daha sonra... ... kasaya yanında bir bayanla geldi... ... hanımın tüm işlemlerinin bedeli olarak 4.000 TL'lik çekim yapacacağım esnada kart onay vermedi... Kart onay vermeyince yanındaki ismini bilmediğim bayan ... hanıma asıl kartın arabada kaldığını hemen alıp gelmesini söyledi. ... hanımda arabadan kartı alıp geleceğini söyleyerek kasadan ayrıldı. Daha sonra kasada yanımızda bulunan bayana ... telefon açarak kartı bulamadığını söyleyerek yanına gelmesini istediğini söylemesi üzerine ismini bilmediğim bayanda ... hanımın yanına araca indi. İndiği esnada bize güven vermek için birtakım poşetleri ile kol çantasını kasada bıraktı. Aradan yarım saat geçince ... hanımı arayarak ödeme konusunu hatırlattım. Arabasının çekildiğini, akşamüzeri uğrayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Kendisini farklı zamanlarda defalarca aramama rağmer türlü bahanelerle bizleri oyaladı. Aradan gaçen süre zarfında da ödemeyi yapmadı..." ve tanık ...'ın "Ben müştekilerin işletmekte olduğu güzel merkezi olarak geçen işyerinde çalışıyordum, halende çalışmaktayım... Sanıklara talep ettikleri işlemler yapıldı. İşlem bittikten sonra ödeme hususu için bizzat ben görüştüm. Bana kredi kartı verdi. Kart yetersiz çıktı, bunun üzerine yedek kartım var diyip, bir tanesi arabaya doğru indi, diğeri yanımızda bekliyordu. Bu sırada aşağıya inen kadın, yanında bekleyen kadını aradı ve kartı bulamıyorum, yardımcı ol dedi. Bunun üzerine yanımda bekleyen sanıkta aşağı indi ve çanta va alışveriş poşetini yanımda bekledi. Yaklaşık 10 dakika kadar bekledikten sonra gelen giden olmayınca kaçtıklarını anladım. Bunun üzerine çanta ve alışveriş poşetini kontrol ettiğimde gazete kağıtları çıktı..." şeklindeki beyanları karşısında, sanıkların üzerlerine atılı suçun sübut bulduğu, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının yerinde olduğu gözetilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde ve mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği de gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.