MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında 24.11.2011 olması gereken suç tarihinin 17.01.2014 olarak hatalı yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarihli ve 2010/1-22 Esas, 2010/42 sayılı kararında açıklandığı üzere, bozma sonrası yapılan yargılamada, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereği uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 326. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki “...Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.”
Sanık hakkında Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/13749-14633 sayılı ilamıyla uzlaştırma işlemlerinin gereğinin yapılması için verilen hükmün bozulması sonrası sanığın savunması alınmadan karar verildiği anlaşılmış ise de, sanık müdafiinin uzlaşma görüşmesine ve bozma sonrası duruşmaya katıldığı, verilen ilk hüküm ile ikinci hükme konu ceza miktarlarının da aynı olması sebebiyle 1412 sayılı CMUK'nin 326. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına aykırı davranılmadığı anlaşılmakla Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle
ONANMASINA,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.