Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 10.09.2021 tarih ve 2021/14923 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15.10.2021 tarih ve KYB-2021/115393 sayılı ihbarname ile;
Basit dolandırıcılık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2012/650 esas, 2015/598 sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki talebinin kabulüne ilişkin anılan Mahkemenin 14.07.2017 tarihli ve 2012/650 esas, 2015/598 sayılı ek kararını takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması sebebiyle infazın aynen devamına dair Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2012/650 esas, 2015/598 sayılı ek kararının "uzlaştırmacı tarafından düzenlenen raporda "sanık ...'in adresine yapılan tebligatta muhatabın adresinin değişmiş olduğu ve yeni adresinin bulunamadığı" gerekçesiyle uzlaştırma işlemlerinin yapılamadığı bildirilmiş ise de, sanığa ait cezaevi bilgilerinde 27.10.2017 tarihinden 07.11.2017 tarihine kadar ... Açık Ceza İnfaz kurumunda bulunduğu, uzlaştırma teklifini içeren tebligatın da sanığın cezaevinde bulunduğu sırada 30.10.2017 tarihinde sanığın ... adresine gönderildiği, bu halde yapılan tebligatın usulsüz olduğu cihetle, hükümlünün halen cezaevinde bulunduğu da nazara alınarak usulüne uygun olarak uzlaştırma işlemleri yaptırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Yargılama konusu suçun 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınması sebebiyle gerekçeli karar kesinleştikten sonra mahkemece dosyanın uzlaşma işlemlerinin yapılması için uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma bürosu aracılığıyla müştekinin son beyan ettiği adresine 25.10.2017 tarihinde bizzat tebliğ işlemi yapıldığı, sanığın son beyan ettiği adresine ise 30.10.2017 tarihinde yapılan tebligatın tebliğ edilemeden iade olduğu, netice itibariyle müştekinin üç gün içinde kararını bildirmediği, sanığın ise başka adresinin olmadığı gerekçesiyle uzlaştırmacı tarafından uzlaşma sağlanamadığına dair rapor düzenlenerek dosyanın mahkemeye iade edildiği ve mahkeme tarafından ek karar ile infazın devamına karar verildiği anlaşılmış olup, CMK'nin 253. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 30. maddesinde yer alan ''Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.'' düzenleme uyarınca bizzat tebliği alan katılanın üç gün içinde kararını bildirmemesi nedeniyle teklifi reddetmiş sayıldığı ve bu nedenle infazın devamına dair ek karar isabetli olduğundan talebin REDDİNE, 06.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy