MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
Sanık ... yönünden; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasındaki “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır.” hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen 2. fıkrasındaki “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükümlerine aykırı olarak, yokluğunda verilen kararın ilk olarak sanığın sorgusunda bildirdiği “... Cad. No:49/A .../...’’ adresi yerine, ‘‘Sanayi Sitesi 26. Sokak Blok No:81 .../...’’ adresine Kanunun 21/1. maddesine göre 09.02.2016 tarihinde muhtara tebliği işlemi ile daha sonra MERNİS adresine, Kanunun 21/2. maddesine göre 05.05.2016 tarihinde muhtara tebliği işlemlerinin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, sanık ...’nun öğrenme üzerine 13.05.2016 tarihli temyiz dilekçesinin, sanık ... yönünden; Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 29. maddesinde; “21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” şeklindeki düzenlemelere göre; 01.02.2016 tarihinde yapılan tebliğde, muhatabın adreste bulunmama sebebi tebligat parçası üzerine yazılmadığından yapılan tebligatın usulsüz olduğu sanık ...’in 09.02.2016 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosyada aslı bulunan suça konu çek üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, aldatma niteliğinin bulunduğunun tespit edilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
Sanığın aşamalarda özetle temyiz dışı sanık ...’ye ait salçaları aracılık ederek sanık ...’na sattığını, karşılığında aldığı söz konusu çeki sanık ...’ye gönderdiğini, sanık ...’nun da soruşturma aşamasındaki beyanından ayrılarak mahkeme huzurundaki savunmasında ...’den aldığı bir miktar salçaya karşılık, söz konusu çeki verdiğini kabul ettiği, imza ve bir kısım yazılar dışında diğer yazıların sanık ... tarafından yazıldığının 12.06.2015 tarihli Adli Tıp Raporu’nda tespit edildiği, sanığın suça konu çekin taklit imza atılmak suretiyle sahte olarak oluşturulduğunu bilebilecek durumda olmadığına yönelik savunmasının aksinin sabit olmadığının anlaşılması karşısında; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
01.07.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.