MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/115 E., 2021/192 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, 01.03.2021 tarihli ve 2020/115 Esas, 2021/192 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sahtecilik suçlarında katılma hakkının suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi veya kuruma ait olması, dosya kapsamına göre suçun konusunu oluşturan sahte kira sözleşmesinin abonelik için... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye sunulması, şikayetçi ...'e karşı ise kullanılmaması nedeniyle, yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'ün kamu davasına katılma ve hükmü istinaf/temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği şikâyetçinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, şikayetçi ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'un karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1 maddesi uyarınca Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı oy)
KARŞI OY
HUKUKİ SÜREÇ :
Dosya kapsamına göre; müştekinin ... adresindeki konutunu emlakçı aracılığıyla ...'a aylık 1000 TL'den kiraya verdiği ve ...'un kiracı, ...'un da kefil olarak kira kontratı yapıp imzaladıkları, sanıkların söz konusu konutta bizzat kiracı olarak oturmadıkları halde sahte kira kontratı tanzim edip... Elektrik işletmesine vererek 18059647 tesisat nolu elektrik aboneliğini aldıkları,... Elektrik işletmesine elektrik aboneliği için verilen kira kontratındaki imzanın müştekinin eli ürünü olmadığı bilirkişi incelemesi sonucunda tanzim edilen bilirkişi raporuyla anlaşılması üzerine sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı,
Yargılama sonunda Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, kararın sanıklar tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge İstinaf Mahkemesi 22. Ceza dairesince bu mahkumiyet kararı kaldırılarak sanıkların beraatine karar verildiği,
Bahse konu kararın katılan vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda; sahtecilik suçlarında katılma hakkının suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi veya kuruma ait olması, dosya kapsamına göre suçun konusunu oluşturan sahte kira sözleşmesinin abonelik için... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye sunulması, şikayetçi ...'e karşı ise kullanılmaması nedeniyle, yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'ün kamu davasına katılma ve hükmü istinaf/temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği şikâyetçinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, şikayetçi ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'un karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE karar verildiği,
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık şikayetçinin, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına katılma ve dolayısıyla verilen hükmü temyiz etme hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
YASAL DÜZENLEME:
“Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvenceye alan 35. maddesine göre, herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Bu hak, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir ve kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. faydalanma ve tasarruf etme yetkilerinin kısıtlanması veya tümüyle engellenmesi veya yok edilmesi mülkiyet hakkının ihlalidir.
Mülkiyet hakkı; taşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde hakkı bulunan hak sahibine mülkü kullanma, yararlanma ve mülk üzerinde işlem gerçekleştirme yetkisi veren, hukuk düzeninin sınırları içinde kullanılabilecek ayni hak anlamına gelmektedir.
Anayasamızın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Hak arama özgürlüğünün unsurlarını; "davacı olma", "davalı olma", "iddia ve savunmada bulunma" "meşru vasıta ve yollardan faydalanma" ve "yargı merciler önüne çıkma", ‘yasal yollara başvurma’ şekilinde saymak mümkündür.
CMK Madde 237
(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Katılma, ceza muhakemesinde mağduru, suçtan zarar göreni ya da malen sorumlu olanları koruma araçlarından birisidir. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebilecektir.
5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” şeklindeki hüküm ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup hâlinde belirtilmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı CMUK’nın 365. maddesindeki; “Suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir.” hükmü ile benzerlik göstermekte ise de yeni hükme, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde; öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri kullanabileceklerdir.
Gerek CMK’da, gerekse CMUK’da kamu davasına katılma konusunda suç bakımından bir sınırlama getirilmemiş, ilke olarak şartların varlığı hâlinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Öğreti ve uygulamada kamu davasına katılma yetkisi bulunan kişinin “Suçtan zarar görmesi” şartı aranmış, ancak Kanun’da “Suçtan zarar gören” ve “Mağdur” kavramlarının tanımı yapılmadığı gibi, zararın maddi ya da manevi olduğu hususu bir ayrıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle konuya açıklık kazandırılırken öğretideki görüşlerden de yararlanılarak, maddede katılma yetkisi kabul edilen “Mağdur”, “Suçtan zarar gören” ve “Malen sorumlu” kavramlarının, kamu davasına katılma hususundaki uygulamaya ışık tutacak biçimde tanımlanması gerekmektedir.
Suça konu olayda; katılana ait dairenin 01/9/2015 tarihinde sanıklardan ...'a bir yıllığına mesken olarak kiralandığı, sözleşmenin yapıldığı kira başlangıcının 01/09/2015 tarihi olduğu ve bu sözleşmenin ... tarafından kiraya veren sıfatıyla, sanık ... tarafından kiracı sıfatıyla, sanık ... 'un ise kefil sıfatıyla imzaladıkları, ancak ilerleyen süreç de kiranın ödenmediği en sahibi katılan tarafından tahliye davası açıldığı, bu evin elektriğinin kesik olmasından dolayı yeniden bağlanması için elektrik idaresinin kira sözleşmesi istemesi üzerine sanıkların bu evde oturmadıkları ve sözleşmenin tarafı olmadıkları halde sanık ...'un sanki kiracıymış gibi elektrik idaresine verilmek üzere bir sahte kira sözleşmesi düzenledikleri bu sözleşmede bulunan katılan imzasının bir şekilde taklit edilerek atıldığı ancak alınan bilirkişi raporuna bu imzanın katılana ait olmadığı tespit edilerek sonuçta her bir sanığın özel belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu kabul edilerek cezalandırmalarına karar verildiği,
Yukarıda sözü edilen Anayasal ve yasal düzenlemeler dikkate alınarak somut olay incelendiğinde ; söz konusu dairenin kira ödemelerinin yapılmadığı, katılanın evin kira gelirinden yoksun kaldığı ve tahliye davası açtığı, sanıklar tarafından katılanın yerine sahte imza atılmak suretiyle yeni bir kira sözleşmesi düzenlemeleri nedeniyle sözleşme tarafının katılanın iradesi dışında değiştirildiği,katılanın malik olma sıfatından kaynaklanan haklarını kullanması engellendiği, bu sahte sözleşmenin muhatabının öncelikle mülkiyet sahibi olan katılan olduğu, belgenin elektrik aboneliği bağlatmak amacıyla ilgili kuruma verilmesinin şikayetçinin mağdur, suçtan zarar gören ya da malen sorumlu sıfatını ortadan kaldırmadığı, ancak şartları var ise, şikayetçi ile birlikte... Elektrik işletmesinde suçtan zarar gören sıfatını alabileceği anlaşılmış olmakla;
Bu şekilde meydana getirilen sahte sözleşme ile davaya konu yerin sahibi olan şikayetçinin, konut üzerindeki faydalama ve tasarrufta bulunma hakkının bir sonucu olarak katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü dolayısıyla CMK nun 5271 sayılı CMK’nın 237 gereğince davaya katılma ve 260. maddesi uyarınca kanun yollarına yoluna başvurma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir, aksi halde şikayetçinin mülkiyet hakkının kısıtlanması, hak arama özgürlüğünün engellenmesi söz konusu olacaktır.
Bu bakımdan; mülkiyet sahibi şikayetçinin, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasına katılma ve dolayısıyla istinaf mahkemesince verilen hükmü temyiz etme hakkının olduğu kabul edilip kararın esastan incelenmesi gerekirken şikayetçinin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.