MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/167 E., 2022/213 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
A. Sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde
Yapılan yargılamanın hukuka uygun olduğu, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında ''Zincirleme suça dahil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak Mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilerek yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.'' şeklinde ifade edildiği üzere, hüküm kurulurken YCGK'nın kararında belirlenen ve Dairemizin süre gelen uygulamalarında da istikrarlı şekilde uygulanan ilke uyarınca kesinleşmiş davadan bağımsız şekilde temel ceza belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması ve belirlenen ceza kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla ise kesinleşen hükümdeki cezanın mahsubuna, aksi halde ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, somut olayda, sanığın benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle kesinleşen ve mahsubuna karar verilen 3 yıl 1 ay 15 gün, 2 yıl 6 ay ve 3 yıl hapis cezalarının toplamının, sanık hakkında hükmedilen 7 yıl 6 ay hapis cezasından fazla olduğu, sanık hakkında ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında sonuç olarak belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından, sanığın benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle mahkûmiyetine karar verilen ve kesinleşen hapis cezalarının mahsubuna karar verilmesi ile yetinilerek infazda karışıklığa neden olacak şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının (5) numaralı paragrafında yer alan "MAHSUBUNA," ibaresinden sonra gelmek üzere "Sanık hakkında ek ceza verilmesine yer olmadığına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
11.02.2026 tarihinde karar verildi.