MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2546 E., 2021/411 K.
SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumu çalışanı olarak olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2018/13 Esas, 2018/472 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumu çalışanı olarak olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-I-son, 158/3, 52/2-4, 53/1, sanık ... için ayrıca TCK'nın 58. maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl hapis ve 396.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,sanık ... için mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 02.03.2021 tarihli ve 2018/2546 Esas, 2021/411 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının kabulüyle duruşma açılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılarak
a) sanıklar ..., ..., ... hakkında kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumu çalışanı olarak olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-I-son, 158/3, 43/1, 62, 52/2-4, 53/1, sanık ... için ayrıca TCK'nın 58. maddesi uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 9 ay 22 gün hapis ve 412.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına,sanık ... için mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına;
b) sanık ... hakkında kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumu çalışanı olarak olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-I-son, 62, 52/2-4, 53/1. Maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 33.140,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına;
c) sanık ... hakkında kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumu çalışanı olarak olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-I-son, 158/3, 43/1, 168/2, 62, 52/2-4, 53/1. Maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 56.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına; karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suçu işlemediğine,
Sanık ...'un temyiz istemi; suçu işlemediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ... haricindeki sanıkları tanımadığına, sanığın suçu işlediğine ilişkin somut delil bulunmadığına,
Sanık ... müdafinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suçu işlediğine ilişkin somut delil bulunmadığına, katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın para çekerken teşhis edilemediğine, diğer sanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna,
Sanık ... müdafinin temyiz istemi; sanığa fazla ceza tayin edildiğine, işin planlayıcısının diğer sanıklar olduğuna, sanığın mental muayeneden geçirilmesi gerektiğine,
Sanık ...'nın temyiz istemi; suçu işlemediğine, suçu işlediğine ilişkin somut delil bulunmadığına; İlişkindir.
III. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli, 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3 maddesi uyarınca müdafi atanması gerektiğine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ...'ın yargılama aşamasında savunmasının alındığı celselerde kendisinin seçtiği bir müdafinin bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesi gereğince de Yerel Mahkemece resen bir müdafii tayin edilmediği anlaşılmakla, sanık ...'a isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi ve son cümlesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanık ...'ın 04.06.2020 tarihli vekâletname ile seçtiği müdafiisi huzurunda, eğer bu müdafii duruşmada hazır edilemiyorsa mahkemece müdafi atanıp savunması alındıktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 158 üncü maddesinin üçüncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasının göz ardı edilmesi 5271 sayılı Kanun’un 289/1-h. maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2026 tarihinde karar verildi.