MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2511 E., 2021/2838 K.
SUÇ :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmünün getirildiği gözetildiğinde sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2014 tarihli ve 2014/20712 Esas sayılı İddianamesi ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 01.06.2015 tarihli ve 2015/19014 Esas sayılı İddianamesi ile zincirleme şeklinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ve her iki iddianamenin de Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2014/467 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştiği belirlenmiştir.
2. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2016 tarihli ve 2014/467 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, ana dosya ve birleşen dosya üzerinden TCK'nın 158/1-d, 35,62, TCK'nın 204/1,62, TCK'nın 207/1, 62 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 16.01.2016 tarihli ve 2016/176 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün özetle; nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin (753.000 TL tutarındaki senetle ilgili 2 suç hakkında) bölümünün tefrikine karar verilerek yeni bir esas aldığı ve akabinde 2017/96 Esası üzerinden bu suçlarla alakalı duruşma açılarak sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçuna konu eylemlerin kül halinde TCK 209/1 maddesinde yer alan suçu oluşturduğundan bahisle bu madde gereğince kesin nitelikte olmak üzere mahkumiyetine karar verilmiştir.
Tefrik edilen ve özel belgede sahtecilik suçuna konu 08/01//20 10... /02/2011 tarihli ibraname teslim ve tesellüm belgesidir başlıklı sahte olduğu iddia edilen belgelerle ilgili kamu davasında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilerek mahkemenin zimmet suçundan suç duyurusunda bulunduğu, anılan belgelerin zimmet suçu ile alakalı olup açılacak davada birlikte görülmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
4. Bozma üzerine Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2018 tarihli ve 2017/83 Esas, 2018/522 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; nitelikli zimmet suçundan TCK'nın 247/1-2, 53. maddeleri uyarınca 10... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetine, özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
5. Anılan kararların sanık müdafi ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 23.12.2021 tarihli ve2019/2511 Esas, 2021/2838 Karar sayılı kararı ile duruşma açılarak sanık hakkında; hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nın 155/2, 52-4, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis, 80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetine, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan TCK'nın 209/1, 52-4, 50/1-a , 53. maddeleri uyarınca 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
1. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Nedenleri
Sanık hakkında TCK'nın 207/1 maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken TCK'nın 209/1. maddesi gereğince cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık ve müdafinin Temyiz Nedenleri
Davanın bir avukatın görev davası olduğu ve soruşturma izni alınan suç dışında yargılama yapılamayacağı, usulsüz yargılama yapıldığı, buna ilişkin bir çok Yargıtay İçtihadı olduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin görevsiz olduğu, ek savunma ile hüküm tesis edilemeyeceği, ibranamelerin hukuki işlem olduğu yazılı kesin delillerle aksinin ispat edilebileceği, tanık ifadelerinin hükme esas alınamayacağı, Adli Tıp Raporuna göre de imzaların gerçek olduğu ve daktilo yazılarına yönelik tespit yapılamayacağının belirtildiği, adil yargılama ve şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlal edildiği, mahkumiyetini gerektirir delil bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin hükmüne esas alınan konuşma metninin sahte olduğu, hükme esas alınamayacağı, takdiri ve hukuka aykırı deliller ile değerlendirme yasağının çiğnendiği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
3. Katılanlar vekillerinin Temyiz Nedenleri
Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilen eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu, sanığın zimmet ve özel belgede sahtecilik suçlarından yargılanması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı CMK’nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, buna göre;
'' e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı bentlerde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği,
Dosya içeriğine göre, sanık hakkında Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2016 tarihli ve 2014/467 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararı ile, ana dosya ve birleşen dosya üzerinden TCK 158/1-d, 35,62, TCK 204/1,62, TCK 207/1,62 maddeleri gereğince mahkûmiyetine karar verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 16.01.2016 tarihli ve 2016/176 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün özetle; nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin (753.000 TL tutarındaki senetle ilgili 2 suç hakkında) bölümünün tefrikine karar verilerek yeni bir esas aldığı ve akabinde 2017/96 Esası üzerinden bu suçlarla alakalı duruşma açılarak sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçuna konu eylemlerin kül halinde TCK 209/1 maddesinde yer alan suçu oluşturduğundan bahisle bu madde gereğince kesin nitelikte olmak üzere mahkumiyetine karar verilerek, tefrik edilen ve özel belgede sahtecilik suçuna konu 08/01//20 10... /02/2011 tarihli ibraname teslim ve tesellüm belgesidir başlıklı sahte olduğu iddia edilen belgelerle ilgili kamu davasında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilerek mahkemenin zimmet suçundan suç duyurusunda bulunduğu, anılan belgelerin zimmet suçu ile alakalı olup açılacak davada birlikte görülmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvuruları üzerine yeniden duruşma açılarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 23.12.2021 tarihli ve2019/2511 Esas, 2021/2838 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan TCK'nın 155/2, 52-4, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis, 80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetine, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan TCK'nın 209/1, 52-4, 50/1-a , 53. maddeleri uyarınca 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetine ilişkin yeni hükümler kurulduğu, ancak;
5271 sayılı CMK'nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde İlk Derece Mahkemesi kararlarının hangi hâllerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının içeriği dikkate alındığında mezkûr hükümlerde belirtilen bozma nedenlerinden birine ilişkin olmadığı, bu hâli ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararına direnme hakkı bulunmayan İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında yeniden kurulan mahkûmiyet hükümleri ile hükmolunan netice cezaların 5 yıl hapis cezasının altında olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme birlikte dikkate alındığında;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak duruşma açılıp, sanık savunması, katılan ve varsa tanık beyanları tespit olunup, eksik incelemeye konu deliller celp olunup takdir edilmek suretiyle yeni hükümler kurulması gerekirken, izah olunan uygulama ile temyiz yoluna başvuru hakkı olanların bu haklarını kullanmalarının engellenmesi sonucunu doğuracak biçimde, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da izah edildiği üzere İlk Derece Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2017/43 Esas, 2021/85 Karar sayılı kararının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı CMK’nın 280/1-(g) maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin takdir ve değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen 16.01.2016 tarihli ve 2016/176 Esas, 2017/71 Karar sayılı bozma kararının hukuka aykırı olması ve bu hususun davanın esasına etki etmesi karşısında yargılamaya devamla inceleme konusu 23.12.2021 tarihli karar da hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri ve sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2019/2511 Esas, 2021/2838 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.03.2026 tarihinde karar verildi.