MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/398 Değişik iş
SUÇ: Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
KARAR: İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 28.02.2024 tarihli ve 2023/303171 Soruşturma, 2024/17389 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli ve 2024/200 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli ve 2024/398 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 22.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 18.09.2024 tarihli ve 2024/18183 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98266 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98266 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2024 tarihli kararında yer alan; "... Şirketin kendisi tarafından idare edilmediğini, ... Kaya isimli kişileri dile getiren şüpheli ifadesi karşısında; Suçta ve cezada şahsilik prensibi gereği; 1- Şüphelinin hedef gösterdiği ... isimli kişinin Norerler Birliği kanalı ile vekalet alıp almadığı araştırılarak buradan kimlik bilgilerinin tespiti akabinde beyanlarının ve yazı imza örneklerinin alınmadığı, Kaldı ki ... isimli kişinin şüphelice teşhis edilip kimlik bilgilerinin dosyada bulunduğu, Bu beyan karşısında CMK 160 maddesine muhalefet edilerek şüpheli ifadesinin sözde kaldığı, 2- Şüphelinin alınan yazı ve imza örnekleri karşısında suça konu faturalar ile şirketi temsilini gösterir tarh dosyasındaki evraklar üzerinde incelemesinin yaptırılmadığı, 3- Hedef şahıs ... Kaya isimli kişinin beyanları ile yazı imza örnekleri alınarak suça konu faturalar ile şirketi temsilini gösterir tarh dosyasındaki evraklar üzerinde incelemesinin yaptırılmadığı, 4- Tarh dosyasının fiili temsilin tespiti maksatlı celp edilmesi gerekirken sürecin noksan bırakıldığı, 5- Fatura muhatabı şirketlerin yetkililerinin tespit edilerek dinlenmediği, 6- Fatura muhatapları hakkında vergi incelemesine dair tahkikat olup olmadığının tespit edilmediği, 7- Faturaların gerçek olup olmadığının tespit maksatlı karşıt inceleme raporu alınmadığı, 8- Ticari defterler incelenmediği gibi faturaların gerçek yada sahte olduğuna dair savcılık makamınca araştırma yapılmadığı, 9 Fiili temsilin tespiti maksatlı şirket muhasebecisi, iş yeri maliki ya da çalışanların dinlenmediği 10- Bizatihi suçun konusunu oluşturan faturaların dosyada bulunmadığı, gibi bir çok araştırma yapılmamış olup suçun sübutuna etki edecek bir çok delil toplanmadan..." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan , "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki,
Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Şüpheliler hakkında sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 24/10/2023 tarihli vergi tekniği raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporunun bulunduğu, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı, eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
...“
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli ve 2024/200 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteminde belirtilen gerekçeler doğrultusunda, suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlendiği belirtilen iddianamenin iadesine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda Mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şirket yetkilisi olan şüpheli ... hakkında 2021 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarından, muhasebeci olan şüpheli ... hakkında ise 2021 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçuna iştirak suçundan kamu davası açıldığı, şüpheliler hakkında vergi tekniği raporu ve vergi suçu raporu düzenlendiği, dosya içerisinde dava şartı olan olan mütalaanın yer aldığı, incelenen dosya içeriğine göre; iade gerekçeleri arasında şüpheli ...'na yer verilmediği, şüpheli ... hakkında ise kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2024 tarihli ve 2024/398 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.05.2025 tarihinde karar verildi.