MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2008/855 Esas, 2011/257 Karar
SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2011 tarihli ve 2008/855 Esas, 2011/257 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 244/2-3-4, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 3000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 13.09.2011 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 14.10.2025 tarihli ve 2024/26119 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2025 tarihli ve KYB-2025/124065 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2025 tarihli ve KYB-2025/124065 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2011 tarihli kararının gerekçe kısmında, “...sanıkların suçu işlediklerine dair ve sanıkların ifadelerinin aksini gösterir dosyada herhangi bir belge de bulunmamaktadır. Her üç sanığın üzerlerine atılı suçta cezalandırılmaları için yapılan yargılama sonucunda sanıkların cezalandırılmalarına yetecek şüpheden uzak delil elde edilemeyeceğinden ayrı ayrı her üç sanığın beraatine karar verilmiştir..." şeklinde gerekçe ile inceleme konusu sanığın beraatine karar verilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında bu husus gözetilmeden sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında, isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun'un "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34/1. maddesinde; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dâhil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir." denilmektedir.
2. Aynı Kanun'un "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesi;
"1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin
belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen
delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61... . maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde;
"1) Hükmün başına 'Türk Milleti adına' verildiği yazılır.
2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin adı,
b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına konulur.
4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir." ile aynı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında, "Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
Hükümleri yer almaktadır.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.10.1987 tarihli ve 1987/8-361 Esas, 1987/458 Karar sayılı kararı ile yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, hükmün esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli karar arasında herhangi bir çelişki bulunması halinde, kısa karara itibar edileceği kabul edilmektedir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, Mahkemenin kararın gerekçe bölümünün düzeltilmesine ilişkin 07.06.2012 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu işlediği iddia ve kabul olunan sanığın, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında atılı suçtan 5237 sayılı Kanun'un 244/2-3-4, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 3000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği halde; hükmün gerekçesinde sanık ve talep dışı sanıklar yönünden "...dosyanın incelemesinde sanık ...'in ifadesi ve mahkememizdeki ifadesi sanık... ifadelerinin mahkememizce alındığı diğer sanık ...'ın talimat ile Bursa 9. Asliye ceza mahkemesince alınmış olduğu, sanıkların hiçbirinin suçlamayı kabul etmediği , sanıkların suçu işlediklerine dair ve sanıkların ifadelerinin aksini gösterir dosyada herhangi bir belge de bulunmamaktadır. Her üç sanığın üzerlerine atılı suçta cezalandırılmaları için yapılan yargılama sonucunda sanıkların cezalandırılmalarına yetecek her türlü şüpheden uzak delil elde edilmediğinden ayrı ayrı her üç sanığın beraatine karar verilmiştir." denilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2011 tarihli ve 2008/855 Esas, 2011/257 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2026 tarihinde karar verildi.