MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/146 E., 2024/384 K.
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve
kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2024 tarihli ve 2022/146 Esas, 2024/384 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-l-son, 52/2-4 ve 53. maddeleri gereğince neticeten 4 yıl hapis ve 48.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 20.11.2024'te kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli ve 2025/14459 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/125523 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/125523 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre,
1-Kayden 27.03.2003 doğumlu olan sanık hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2022 tarihli ve 2022/10465 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianamenin anlatım kısmında ve mahkemenin gerekçesinde suç tarihinin 03.03.2020 olarak gösterildiği anlaşılmakla, eylem tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanmamasında,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 esas, 2018/554 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
3-Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük bulunan sanık hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İncelenen dosya içeriğine göre; kayden 27.03.2003 doğumlu olup, suçun işlendiği 03.03.2020 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun (5395 sayılı Kanun) 35. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri uyarınca, sosyal inceleme raporu alınmaması ve alınmama gerekçesinin kararda gösterilmemesi, 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca cezadan 1/3 oranında indirim yapılmaması ve 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, aynı maddenin birinci fıkrasının uygulanamayacağı gözetilmeden hak yoksunluklarına karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, ihbarnamenin (1) ve (2) numaralı bölümlerinde yer alan istemler yönünden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş; 5395 sayılı Kanun'un 17/3. maddesinde yer alan, "(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, aynı yargılama kapsamında 18 yaşından büyük talep dışı sanık ... hakkında da atılı suç nedeniyle yargılama yapılarak hüküm kurulduğu ve her iki yargılamanın birlikte yürütülmesinde zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden, ihbarnamede yer alan (3) numaralı istem yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (3) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (1) ve (2) numaralı düşünceler yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,
3. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2024 tarihli ve 2022/146 Esas, 2024/384 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2026 tarihinde karar verildi.