MAHKEMELERİ : İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYILARI: 2017/64 E., 2018/440 K. ve 2019/333 Değişik İş
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
KARARLAR: Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararı ile İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2019 tarihli ve 2019/333 Değişik İş sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2025 tarihli ve 2023/25120 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/21335 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/21335 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalafet suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 359/b-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 ve 62/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 12/02/2019 tarihli ve 2019/1267 esas, 2019/1044 sayılı kararı ile sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün olarak belirlenmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini ve,
Aynı suçtan sanığın, 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 ve 5237 sayılı Kanun'un 62/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2019 tarihli ve 2019/333 değişik iş sayılı kararı ile kesinleşmesini müteâkip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/04/2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4, 5 ve 6. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle uyarlama yapılması talebinde bulunulması üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda sanığın anılan suçtan 213 sayılı Kanun'un 359/b-1 ve 5237 Kanun'un 62/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 359/6-7 ve 5237 Kanun'un 62/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2023 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Dosya kapsamına göre, uyarlama yargılaması yapılırken infaz yasası hükümleri nazara alınmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği, temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için de duruşma açılması gerektiği hususlarının gözetilmemesinde,
Kabule göre de, sanık hakkında, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2018 tarihli kararı ile 213 sayılı Kanun'un 359/b-1 ve 43/1. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesini müteâkip, anılan Kanun'un ilgili suç maddesine yönelik, 7394 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler uyarınca koşulları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.
Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,
7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine eklenen fıkra uyarınca, suçun birden fazla takvim yılı içerisinde işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında artırım yapılması gerektiği, aynı takvim yılında birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı yönünde bir düzenlemenin bulunmadığı gözetilerek,
Somut olayda, 2014 takvim yılı içerisinde ve değişik zamanlarda birden çok kez sahte belge kullandığı anlaşılan sanık hakkında, temel cezanın belirlenmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05.2023 tarihli ve 2017/64 esas, 2018/440 sayılı ek kararı yönünden; uyarlama yargılaması yapılabilmesi için, önceden ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmasının gerekeceği, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, yüklenen eylemin suç olmaktan çıkarılması hali dışında uyarlamaya konu olamayacağı, 7394 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin de eylemi suç olmaktan çıkarmadığı gözetilmeden, 26/09/2018 tarihinde defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan hükmün açıklanmasına karar verilen 15 ay hapis cezasına ilişkin uyarlama yargılaması yapılarak, sanığın 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde,
3-İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2019 tarihli ve 2019/333 değişik iş sayılı kararı yönünden; sanığın 01/06/2017 tarihli savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini beyan etmesi ve sanık müdafiinin verilen karara bu yöndeki itirazına rağmen, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2018 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu yönünden ise; 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 15 hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2019/1267 Esas, 2019/1044 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün olarak düzeltilmesi suretiyle esastan reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2019 tarihli ve 2019/333 Değişik İş sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
4. 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin son fıkrasından önce gelmek üzere; “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” cümlesinin eklendiği ve 7394 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34 üncü maddesinde; "359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemelerde yer alan zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesi, duruşma açılmak suretiyle yapılır.” hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.
5. Cumhuriyet Başsavcılığının, yukarıda belirtilen değişiklik doğrultusunda bir karar verilmesini talep etmesi üzerine, İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararı ile "...TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından..." sanığın sahte fatura düzenleme suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan ise; sanığın cezasından yarı oranında indirim yapılarak 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, dosya üzerinden verilen ek kararın itiraz edilmeksizin 09.06.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
6. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124 Esas, 2006/165 Karar sayılı kararında da belirtiği üzere, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hükümler yönünden cezada aleyhe değiştirme ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu dosya değerlendirildiğinde;
a.) İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararı yönünden; sanığın 2014 takvim yılında değişik zamanlarda birden çok sahte fatura düzenlemesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin koşullarının mevcut olduğu, bununla birlikte duruşma açılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği ve 18.04.2022 tarihli ek kararda, "... 7394 sayılı yasanın 6. maddesi ile eklenen geçici 34. maddesinin son fıkrası uyarınca TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri ve etkin pişmanlık yönünden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın yeni bir esasa kaydedilerek duruşma açılmasına..." denildiği de gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme ile hüküm kurulması ve uyarlama yargılaması yapılabilmesi için, önceden ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmasının gerekeceği, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, yüklenen eylemin suç olmaktan çıkarılması hali dışında uyarlamaya konu olamayacağı, 7394 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin de eylemi suç olmaktan çıkarmadığı gözetilmeden, 26.09.2018 tarihinde defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan hükmün açıklanmasına karar verilen 15 ay hapis cezasına ilişkin uyarlama yargılaması yapılarak, sanığın 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi,
b.) İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2019 tarihli ve 2019/333 Değişik iş sayılı kararı yönünden; sanığın 01.06.2017 tarihli savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini beyan etmesi ve sanık müdafiinin verilen karara bu yöndeki itirazına rağmen, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2023 tarihli ve 2017/64 Esas, 2018/440 Karar sayılı ek kararı ile İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.03.2019 tarihli ve 2019/333 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.05.2025 tarihinde karar verildi.