(2004 S. K. m. 97, 259, 263) (818 S. K. m. 44, 60)
Dava: Mahkemece her iki davalı aleyhine davacının açtığı istihkak davalarına ait ilamların 15.3.1958 ve 5.4.1958 tarihlerinde kesinleşmesine ve 29.1.1959 tarihinde 50.000 liranın tahsili hakkında açılan davada fazlaya ait dava hakkının mahfuz tutulmuş ve 196.380 liralık davanın ise 18.5.1959 tarihinde açılmış olması itibarile davalının zamanaşımı definin reddine ve davalı M. hakkındaki dava atiye bırakıldığından onun için karar vermeye yer olmadığına ve davalı bankanın makinelere haciz koydurmak suretile davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına bu suretle zararın tamamından mesul olması gerekmesine binaen birbirini teyit eden bilirkişi raporları münderecatıle tahakkuk eden davacı zararı 80.976,50 liranın davalı bankadan tahsiline ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı banka temyiz etmiştir.
1 - Dava, dava dışı bir şirketteki alacaklarından dolayı davacının iki adet fanile makinesine ihtiyati haciz koydurtan davalıların aleyhlerindeki istihkak davası sonucunda ihtiyati haciz isteminde haksız çıkmaları nedenile uğranılan zararın tazminini istemesinden ibarettir. Davanın bu niteliği itibariyle olaya uygulanması gereken İcra ve İflas Kanununun 259. maddesi hükmü gereğince alacaklı davalıların sorumlu tutularak tazminata mahkum edilebilmeleri için:
a) İhtiyati haciz kararının haksız alındığının bu karardan sonra açılacak esas dava sonucunda sübuta ermesi,
b) İhtiyati haciz kararının uygulanmasından bir zararın doğmuş olması,
c) Zarar ile ihtiyati haciz kararı arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gereklidir.
Olayımızda da ihtiyati haciz koydurtan davalılardan M. nin haksızlığı İstanbul İcra Hakimliği'nin kesinleşmiş 3.10.1957 gün ve 7948/727 sayılı ilamı ve diğer davalı Doğubank T.A.Ş.nin haksızlığında aynı hakimliğin kesinleşmiş 13.11.1957 gün ve 2697/873 sayılı ilamiyle sübuta ermiştir. Dava dosyasındaki kağıtlara, toplanan delillere ve bilirkişi incelemesi sonucunda verilen rapora göre de ihtiyati haciz uygulamasından davacının zararının doğduğu ve zarar ile ihtiyati haciz arasında uygun bir illiyet bağının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla davacı, dava dışı şirketten alacaklı davalıların kendisine ait makinelere haksız olarak ihtiyati haciz koydurtmaları nedenile sorumlu tutularak tazminata mahkum edilmelerini talep ve dava etmekte haklıdır.
Davalı Doğubank T.A.Ş. vekilinin ticaret siciline tescil ve ilan edilen borçlu şirket sözleşmesinin 9. maddesiyle mahcuz makinelerin şirkete sermaye olarak konulduğundan bahisle ihtiyati haciz koydurtmakta müvekkilinin kusuru olmadığından tazminatla sorumlu tutulamıyacağı yolundaki temyiz itirazı da gerek doktirinde ve gerekse kökleşmiş Yargıtay İçtihatlarında belirtildiği gibi İcra ve İflas Kanunu'nun 259. maddesindeki sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu ve ihtiyati haciz yüzünden açılacak tazminat davasında sorumluluğun tehlike ve kusursuz sorumluluk esasına göre takdiri gerekeceği cihetle kabule şayan değildir.
2 - Davacı birleştirilen davalardan 959/103 esas sayılı olanını fazlaya ait dava hakkını saklı tutmak kaydıyla 50.000 lira için 29.1.1959 ve 959/489 esas sayılı 196.380 liralık davasını da 18.5.1959 tarihlerinde açmıştır.
Davalı Doğubank T.A.ş. vekili davanın tazminat davası olması ve davacının 29.1.1959 günlü dava dilekçesinin 2 nolu bendinde zarara ve failine 2.11.1954 tarihinde muttali olduğunu ikrar etmiş bulunmasına göre davaların ittiladan itibaren bir sene geçirildikten sonra açılması nedenile zamanaşımına uğradığı halde zamanaşımı savunmasının mahkemece kabul edilmemesinin isabetsizliğinden bahisle bu hususu da temyiz itirazı olarak ileri sürmektedir.
Her ne kadar haksız ihtiyati haciz koydurtmak suretiyle üçüncü kişiye zarar vermek haksız fiil ise de İcra ve İflas Kanunu'nun 259. maddesi ihtiyati haciz isteyen alacaklanın üçüncü kişinin zararlarından sorumlu tutulabilmesi için hacizde haksız çıkması koşulunu öngörmüştür. Hacizde haksızlığında ancak esas davanın (yani haczedilen malın davacıya ait olduğundan bahisle açılan istihkak davasının) sonucunda verilecek kararla saptanması mümkün olacağından zamanaşımının başlangıcının da bu dava sonunda verilen hükmün kesinleştiği tarihten başlatılması gerekir. Bu suretle İcra ve İflas Kanununun 259. maddesi zamanaşımının ihtiyati haciz isteminin haksızlığına dair mahkemece verilen hükmün kesinleştiği tarihten başlamasının gerekeceği hükmünü verdikten başka ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde kesinleşmiş mahkeme hükmüyle haksız çıkması halini aynı zamanda dava koşulu olarak saymıştır. Çünkü ihtiyati haciz koydurtan alacaklılar ancak hacizde haksız çıktıkları taktirde üçüncü kişinin zararlarından sorumlu tutulacaklardır ki, haksızlık kesinleşmiş mahkeme hükmüyle saptanmadan sorumluluktan söz edilmiyecek ve mahkeme hükmüyle saptanmadan sorumluluktan söz edilmeyecek ve ihtiyati haciz koydurtan alacaklılar aleyhine dava açılmasına da olanak bulunmayacaktır. Bu nedenlerle davalı vekilinin zamanaşımının başlangıç tarihinin 2.11.1954'ten başlatılarak davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiği hakkındaki temyiz itirazı da kanuni dayanaktan yoksundur.
Davalı Doğubank vekilinin 196.380 liralık 959/489 esas sayılı davanın istihkak davasında verilen hükmün Yargıtay'ca 5.4.1958 tarihinde onanarak kesinleşmesinden bir sene geçmesinden sonra 18.5.1959 tarihinde açıldığından bahisle zamanaşımı yönünden reddedilmemiş olmasına değinen temyiz itirazına gelince, filhakika davacının davalı Doğubank aleyhine açtığı istihkak davası sonucunda İstanbul İcra Hakimliğinden verilen 13.11.1957 gün ve 2697/873 sayılı hüküm Yargıtay İcra ve İflas Dairesinin 5.4.1958 gün ve 1294/2102 sayılı ilamiyle onanmış ve davalı Doğubank karar düzeltilmesi yoluna gitmemiş ise de asliye mahkemesi kararlarının kesinleşmesi için temyiz yoluna başvurmanın reddinden başka karar düzeltme süresinin de geçmiş veya karar düzeltme isteminin reddedilmiş olması gerektiğinden ve davada da Yargıtay İcra ve İflas Dairesi'nin 5.4.1958 gün ve 1294/2102 sayılı ilamı davalı Doğubank vekiline 16.5.1958 tarihinde tebliğ edilmiş ve karar düzeltme yoluna gitmediğinden bu davalı yönünden kesinleşmenin 31.5.1958 tarihinde olacağı cihetle 18.5.1958 tarihinde açılan dava Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki bir senelik zamanaşımı süresi içinde açıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı dahi yerinde görülmemiştir.
3 - Davalı M. davacının 105.810 numaralı fanile makinesine 28.10.1954 gününde ihtiyati haciz koydurtmuş ve makineyi makinelerin bulunduğu işhanı müstahdemine yediemin olarak teslim etmiştir. Diğer davalı Doğubank bulunduğu yerden söktürerek kendi deposuna naklettirmiştir. Bu muhafaza tedbirine davası atiye bırakılan M. de katılmıştır. Bu suretle davalı Doğubank 105.810 numaralı makineye zaten mahcuzken ihtiyati haciz koydurtmuş bulunmaktadır. Bu durumda davacının 105.810 numaralı makinesinin M. tarafından haczedilmesi suretile zararı bağlamış ve M. aleyhine açtığı istihkak davası sonucunda verilen hükmün kesinleştiği 4.7.1958 tarihine kadarda devam etmiştir. Esasen mahcuz olan bu makineye ihtiyati haciz koydurtmak suretile davalı Doğubank T.A.Ş.nin zararı ilk haczi yaptıran M. nin fiiliyle doğmuş ve devam etmiş bulunmasına göre sorumlu tutularak tazminata mahkum edilmemesi gerektiği halde davalı Doğubank T.A.Ş.nin 105.810 numaralı makineyi de ihtiyaten haczettirmesinden dolayıda tazminata mahkum edilmesi yerinde değildir.
4 - Davalı Doğubank T.A.Ş. dava dışı S. ve ortakları kollektif şirketindeki 5.799 lira alacağı için davacı makinelerine ihtiyati haciz koydurtmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 263. maddesi gereğince davacı teminat vermek suretile makinelerin kendisine bırakılmasını sağlıyabilir iken bu yola gitmemek suretile zararın çoğalmasına yardım ettiği ve zararı yapan davalının hal ve mevkiini ağırlaştırdığı gözönünde bulundurularak hükmedilen tazminattan Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi hükmü gereğince indirim yapmasının gerekip gerekmediğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir.
5 - Dava dışı S. ve ortakları kollektif şirketi sözleşmesinin 9. maddesinin A bendinde dava konusu makinelerin şirket için satın alındığının yazılı olmasına ve davalı Doğubank'ın da makinelerin intifaının şirkete bırakılmış olduğunu defan dermeyan etmiş bulunmasına göre bu savunmanın incelenerek makinelerin intifaının davacı tarafından şirkete bırakıldığının saptandığı taktirde davacının bu yüzden sağladığı yarar varsa bu yarar miktarının hükmedilen tazminattan indirilmesi gerekeceğinden bu hususun incelenmesinin eksik bırakılması da isabetsiz bulunmuştur.
6 - Davalı Doğubank vekilinin diğer temyiz itirazları dosyadaki kağıtlara ve hükmün dayandığı gerekçelere göre yerinde bulunmadığından reddi ve bozmanın niteliği nedeniyle de davalı vekilinin yargılama giderleri ile vekillik ücreti hakkındaki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine mahal görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1, 2 ve 6 numaralı betlerdeki nedenlerle davalı Doğubank vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine 3, 4 ve 5 numaralı bentlerden dolayı da davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, bir olay karşı çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy