(2004 S. K. m. 191, 193, 219, 226, 235, 236)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.4.1977 tarih ve 285/126 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki, davacı avukatı tarafından istenmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan yedi adet bono ile toplam 96.000 lira alacaklı olduğunu, yapılan icra takibine kötü niyetle imza inkarında bulunduğunu, itirazın iptali ile % 15 icra inkar tazminatı 15.535 lira, asıl alacak 96.000 liranın icra takip tarihinden itibaren % 10 faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi mümessili, duruşmadaki savunmasında, bir ve ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığını, davadan önce şirketin 10.10.1975 tarihinde iflas ettiğin ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı şirketin 10.10.1975 tarihinde iflasına karar verilerek kesinleştiği ve davanın, 31.5.1976 tarihinde açıldığı, İİKnun 191. maddesi uyarınca borçlunun iflası açıldıktan sonra, masaya ait mallar üzerinden her türlü tasarrufu, alacaklılara karşı hükümsüz sayıldığından, mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın açılmasından önce, 10.10.1975 tarihinde davalının iflasına karar verilerek, 27.4.1976 gününde ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığı ve iflas kararının da kesinleşmiş olduğu, İstanbul İflas Memurluğunun 28.6.1976 günlü ve 16 sayılı cevap yazısından anlaşılmaktadır.
İİKnun 191. maddesi gereğince, iflas açıldıktan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar; müflis artık, masa mevcudunu azaltıcı nitelikteki tasarruflarda bulunamaz. Bu mallar ve haklar topluluğunu, iflas açıldıktan sonra, aynı Kanunun 226. maddesi gereğince, kanuni mümessil olan iflas idaresi temsil edeceğinden, açılacak davalarda husumetin iflas idaresine tevcihi ve varlığı iddia olunan alacakların, İİKnun 219 maddesi mucibince, masaya karşı ileri sürülmesi gerekir.
Sözü edilen Kanunun 236. maddesi uyarınca, bu hususta iflas kapanıncaya kadar masaya başvurabilir. Aynı Kanunun 235. maddesi de, bu kabil isteklerin masaca reddi halinde, 7. gün zarfında iflasa karar vermiş olan mahkeme nezdinde, iflas idaresi hasım gösterilmek suretiyle kaydı kabul (sıra cetveline itiraz) davası açılabilmesini öngörmektedir.
Böylece, bir dava neticesinde ittihaz olunacak hüküm, aynı zamanda davacının borçlu müflisten alacağı olup olmadığını tespit edeceğinden, bir eda davası niteliğini de haizdir.
Her ne kadar 193. madde, müflis hakkında haciz ve rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasına engel ise de, müflis aleyhinde açılan davada, kanuni mümessil olan masaya tebligat yapılarak, davanın, İİKnun 235. maddesi gereğince açılmış bir dava niteliğinde telakki edilip, incelenerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, 191. maddeye yanlış anlam verilmek suretiyle müflis hakkında dava açılamayacağından bahisle, davanın reddi yolunda hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 20.12.1977 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy