(2004 S. K. m. 67) (6802 S. K. m. 28, 30) (HG. 09.02.1979 T. 1977/12-350 E. 1979/112 K.)
Dava: TVB. TAO, ile H.B. Tic. Ltd. Şti. arasında çıkan davadan dolayı, Gaziantep Dördüncü Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 15.5.1986 gün ve 400-225 sayılı hükmü onayan-bozan dairenin 2.2.1987 gün ve 6823 - 435 sayılı ilamı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzetilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 24.12.1982 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı H.C.ye 84.000.000 limitli kredi kullandırdığını, bu sözleşmede davaların müteselsil kefil olduğunu, sözleşme uyarınca dava dışı Toprak Mahsulleri Ofisi lehine 70.000.000 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, bu teminat mektubunun nakde çevrildiğini, borç ödenmediğinden davalı hakkında 124.060.040 lira üzerinden yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek, davalı itirazının iptaline, inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, itirazlarının haklı olduğunu, davacı alacağının ipotekle teminat altına alındığını, ipoteğin borcu karşılayacak durumda olup önce rehne müracaat edilmesi gerektiğini, kefaletlerinin şartlı olup geçerli olmadığını, kredi sözleşmesinin 84.000.000 TL limitli olup müvekkilinin bu limitle zorunlu olabileceğini, gider vergisi istenilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişi kurulu raporuna ve toplanan kanıtlara nazaran 123.884.318 TL üzerinden itirazın iptaline ve bu miktarın davalıdan tahsiline dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizinin davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine; hüküm, dairenin 2.2.1987 tarih, 400/225 sayılı ilamı ile:
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve taraf vekillerinin aşağıda belirtilen bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davalı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde kefil olup, kefaleti geçerli kabul edilse dahi sözleşmedeki 84.000.000 TL limitle sorumlu olması gerektiğini savunmuş ve temyiz itirazında da bu hususu ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki 24.12.1982 tarihli kredi sözleşmesinin Kefalet Şerhi bölümünün birinci maddesindeki kefalet borcu ana parayı faiz, ana para ve akdi faizler için hesaplanacak temerrüt faizi, her türlü masraflar ve bunlara ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi ilave edilerek hesaplanacak ve kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır hükmü ve bu bölümdeki diğer hükümler uyarınca davalının sözleşmedeki limitle sorumlu olmadığının kabulü gerektiğinden, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3 - Mahkeme kararındaki kabule göre takipten sonraki gider vergisi ayrık tutulmamıştır. Yargıtay HGK.nun 9.2.1979 tarih ve 1977/12 E., 1979/112 Karar sayılı içtihadı uyarınca takipten sonraki gider vergisi istenemez. Mahkemece bu husus nazara alınmadan takipten sonraki gider vergisi istemini de kapsayacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4 - Mahkemece itirazın iptaline ve kabul edilen alacağın tahsiline dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava itirazın iptali davası olduğuna göre sadece iptalle yetinilmesi gerekirken, alacağın tahsiline ve dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca bilirkişi kurulu raporunda iddia olunan son ihtarnamenin tebliğ tarihine göre davalının ödemesi gereken birikmiş faizin ayrıca hesaplanmadığı anlaşıldığından bu bölümle ilgili olarak yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi de doğru görülmemiş olup, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davacı vekili İİK. nun 67. maddesi uyarınca inkar tazminatı talep ettiği halde davacı yararına inkar tazminatına hükmolunmaması nedenlerine dayalı olarak bozulmuş olup, taraf vekilleri yasal süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
1) Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre davalının karar düzeltme talebinin reddine,
2) Davacı Bankanın karar düzeltme talebine gelince;
Bilindiği gibi, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28. maddesi uyarınca, bankaların her ne şekilde olursa olsun yaptıkları bütün işlemler nedeniyle, kendi lehlerine her ne nam altında olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar Banka Muameleleri Vergisine tabi bulunmaktadır. Aynı Yasanın 30. maddesi ile de vergi yükümlüsünün banka olduğu hükmü getirilmiş bulunmaktadır.
Bunlar tarafından kredi sözleşmelerine dayanılarak açılan davalar sonunda alınacak ilamlarla icra takibine girişilmesi, ya da; doğrudan doğruya icra takibi yapılması halinde icra memurlukları tarafından yasadaki veya sözleşmedeki oranlara göre saptanacak faizlerin tahsili halinde, bunların da Banka Muamele Vergisi kapsamına girecekleri ve vergi mükelleflerinin de banka olacağı, anılan yasa hükümlerinden açıkça anlaşılmaktadır.
6802 sayılı Yasada yazılı hükümlerin ışığı altında taraflar arasındaki hukuksal ilişkiyi düzenleyen sözleşme hükümleri incelendiğinde aşağıdaki sonuçlara varılmaktadır.
Davacı banka ile 24.12.1982 tarihli sözleşmeyi müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı sözleşmenin 4. maddesinin 1. bendinin son cümlesi ile faize ilişkin banka muamele vergisinin kendisine ait olacağını kabul etmiştir. Kredi sözleşmesinin bu açık hükmü ile 6802 sayılı Yasanın 28. ve 30. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacının, takipten sonra oluşan faiz içinde gider vergisi isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Dairemizce bu doğrultuda verilen mahkeme kararının onanması gerekirken her nasılsa bu yönden de bozulduğu anlaşıldığından, davacının HUMK. nun 440. maddesine uygun görülen karar düzeltme isteğinin kabulü cihetine gidilmiştir.
Sonuç: Yukarıda bir numaralı bentte izah olunan nedenlerle davalının HUMK. nun 440. maddesine uygun görülmeyen tüm karar düzeltme taleplerinin REDDİNE, iki numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma kararında yazılı üç numaralı bozma nedeninin karardan çıkarılmasına, 23.10.1987 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy