(743 S. K. m. 896)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Yenimahalle Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 23.11.1987 tarih ve 189-553 sayılı hüküm temyizen tetkiki davacı vekili ve davalı Karayolları vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin Günbaşı köyünden kiraladığı 46 parsel sayılı taşınmaza, davalıların komşu taşınmaza, davalıların komşu taşınmazı kullanırken tecavüz ettiklerini ileri sürerek, uğranılan 700.000 TL tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Karayolları vekili, dava konusu taşınmaza bitişik gayrimenkullerini diğer davalılara kiraya verdiklerini, tecavüzden kendilerinin sorumlu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili cevabında, davacının geçerli olmayan bir sözleşmeye dayanarak dava açamayacağını, sözleşmeye göre de dava açma yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia ve savunmaya, taraf delilleri, sözleşme, tespit dosyası, olay yeri haritalarına göre davacı ile Günbaşı köyü muhtarlığı arasındaki 46 parselin kira sözleşmesine göre 3. şahısların müdahalesi halinde köy tüzel kişiliğinin dava hakkı bulunup, kiracıya bu hakkın tanınmamış olması, kira sözleşmesinin 1617 sayılı Toprak Tarım Reformu Kanunu ve 1978 tarih, 7/15817 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinin D bendine göre Köy İşleri Bakanlığınca onaylanmadığı için geçerli sayılamayacağı ve geçerli olmayan kira sözleşmesine dayanarak da dava açılamayacağı kabul edilerek dava ehliyeti bulunmadığından tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Aşağıda 2. bentde belirtilen bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazı konusunda şimdilik karar verilmesine yer olmadığına,
2- Davacının kiracı sıfatıyla zilyet bulunduğu, M.K. 896. maddesine göre zilyetin tecavüzün meni ve zararın tazminini istemek hakkına da sahip olduğu, davacının köy muhtarlığı ile yaptığı sözleşmenin yalnız taraflar arasında hüküm doğurup, 3. kişilere bir hak bahşetmeyeceği nazara alınarak davanın esasına girilmesi toplanan tarafların delillerine göre müspet veya menfi bir karar verilmek gerekirken zilyedin aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazı konusunda şimdilik karar verilmesine yer olmadığına, 2 numaralı bentde belirtilen nedenlerle hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy