(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Asliye 3. Hukuk Mahkemesince verilen 15.12.1988 tarih ve 150-1156 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalılardan M.H. ile müvekkilesi arasında düzenlenen 28.3.1986 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca inşa edilmekte olan bir dairenin satışını vaad eden bu davalının inşaatı bitirmeden piyasayı dolandırıp kaçtığını, dairenin bedeli olarak kararlaştırılan 8.000.000 TL.nin nakit ve banka kredisi ile karşılanacak bölümler çıktıktan sonra her biri 100.000 TL.lık olmak üzere 31.5.1986-30.9.1988 tarihleri arasını kapsayan birer ay aralı 25 adet bono düzenlendiğini, kat irtifakı oluşturulmadığından satışın geçersiz hale geldiğini, bonoların karşılıksız kaldığını, bu bonolardan 31.7.1987 vade tarihli ve sonraki tarihli 15 adetinin diğer davalıya ciro edildiğini iddia ederek toplam 1.500.000 TL. bedelli 15 adet bononun iptalini dava etmiştir.
Davalı M. ilanen yapılan tebligata rağmen cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.
Davalı H. bonoda ciro yoluyla iyi niyetli hamil bulunduklarını, kötü niyetli olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia ve savunmaya, sadece 31.10.1987 ve 30.11.1987 vade tarihli bonolarla ilgili icra dosyasına, nazaran davacının davalı H.nin kötü niyetli olduğunu kanıtlayamadığı, bu davalının iyi niyetli olarak kabulünün asıl olacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı yasal süresinde davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre iyi niyetli hamil durumunda bulunan davalı H.ye yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalıya yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2- Senet iptali davası kural olarak bir menfi tespit davasıdır. Davacı ile senetlerin lehtarı M. arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Davacı, davalı M. ile arasındaki sözleşmenin geçersizliğine dayanarak sözleşmeye istinaden verilmiş bonoların da geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı M.ye borçlu olmadığının tespitini istemektedir. Bunda hukuki yararı da mevcuttur. Zira davalı M.ye karşı borçlu olmadığı yolunda bir hüküm olduğu taktirde iyi niyetli hamil diğer davalı H.ye senet bedellerini ödedikten sonra davalı M.ye rücu etme imkanı olacaktır. Hamil davalı H.nin iyi niyetli olması bonoların lehtarı ve sözleşmenin taraf olan M.ye karşı açılmış davanın reddi için de bir neden olamaz. Bu itibarla mahkemece davacının davalı M.ye karşı açılmış olan davasına ilişkin delillerinin toplanarak, bu delillere göre dava sabit görüldüğü taktirde davacının davalı M.ye borçlu olmadığının tespitine karar vermek, aksi halde hakkındaki davanın da reddine karar vermek gerekmektedir.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan hamil E.nin iyi niyetli olduğundan bahisle davalı M. hakkındaki davanın da reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenle davacının davalı H. hakkındaki temyiz itirazlarının reddiyle bu davacı hakkındaki hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile davalı M. hakkındaki hükmün BOZULMASINA, 16.03.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy