(6762 S. K. m. 82, 85, 4)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; ticari ikametgahı Almanya`da bulunan müvekkili şirketin uluslararası nakliye şirketi olduğunu, davalının da uluslararası nakliye şirketi olduğunu, müvekkilinin davalıya ara taşıyıcılık mukavelesi ile taşıma yaptırdığını, aralarında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte tarafların ödenen avansları, taşımalarla ilgili navlun bedelleri ile sair giderleri karşılıklı muhasebeleştirerek takip edip alacak-borç bakiyelerini belirlediklerini, taraflar arasındaki ilişkinin Mart 1987 yılında sona erdiğini, müvekkili kayıtlarına nazaran davalının 1.504,40 DM bakiye avans borcu bulunduğunun belirlendiğini bildirerek bu miktarın Türk parası karşılığı olan 647.794 TL`nın banka ıskonto faiziyle tahsilini dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında ara taşıyıcılık sözleşmeleri bulunmadığını, davacıya borçlu olmadıklarını, davacı hesap kartlarının müvekkilini bağlamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia ve savunmaya, mübraz belgelere, bilirkişi raporuna nazaran davacının sunduğu fatura ve cari hesap ekstresine göre bakiye alacığının 1.504,40 DM olduğu, davalı defterlerinin davacı faturaları ile bir ilişki kurmadığı, davalı defterlerinin bunları işlememiş olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüyle 647.794 TL`nın dava tarihinden itibaren % 45 reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki teleks-faks ve diğer yazışmalardan taraflar arasında taşımayla ilgili bir ticari ilişkinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, davalıdan alacaklı olduğunu ve alacak miktarını ispat etmesi gerekir. Davalının ticari defterlerinde bir kayıt mevcut olmadığından davacı tarafın hesap kartı ve faturaların, tek başına delil kabulü mümkün değildir. Ancak davalının kabulünü, imzasını taşıyan belgeler ile davalıya tebliğ edilen ve itiraza uğramayan faturalar nazara alınabilir. Mahkemece davacıdan bu kabil delil ve belgeleri incelenmek bu nitelikte delilleri yok ise yemin teklifi hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 21.6.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy