(1163 S. K. m.1)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Adana Asliye 1. Hukuk Mahkemesi`nce verilen 27.6.1989 tarih ve 539-644 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatifin 27.1.1985 tarihinde arsalar için kur`a çekimi yaptırdığı halde bilahare arsalar üzerinde inşaat faaliyetine giriştiğini, ortakların şahsi sorumluluklarını artırıcı mahiyette bulunan bu kararın 3/4 çoğunlukla alınmadığını bu sebeple bu kararın alındığını 1.6.1986 tarihli genel kurul kararının yoklukla malül olduğunu ileri sürerek, dava dilekçesinde parsel ve hisse nisbetleri yazılı taşınmazların müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, duruşma esnasında ise taşınmazların başkalarına devredildiğinin anlaşılması üzerine ise davasını ıslah ederek arsa karşılığı 2.700.000 lira tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin bir konut yapı kooperatifi olduğu ve üyelerine konut yapmak amacıyla kurulduğunu ve bu amaçla 1974 yılında 1336 parsel sayılı taşınmazı satın aldığını, ancak bu arada taşınmazın tamamının Büyükşehir Belediyesince kamulaştırıldığının anlaşıldığını ve yapılan görüşmeler sonucunda arsanın % 35`inin hibesi karşılığında bir kısım arsanın geri alındığını ve arsanın ifraz ve parselasyonunun yapıldığını ve kooperatif elinde kalan arsalar için kur`a çekimi yaptırıldığını ve tapuya müracaat edildiğini, ancak tapu idaresinin hisseli işlem yapmaması üzerine 1986 yılında yapılan genel kurulda alınan karar gereğince bir kısım arsaların satılması ve kredi alınarak arsalar üzerinde konut yaptırılmasının kararlaştırıldığını ve bu karar gereğince bir kısım arsaların başka kooperatiflere satıldığını ve kooperatif elinde kalan arsalar üzerinde inşaata başlandığını halen kooperatif ortağı olan davacının böyle bir davayı açamayacağını ıslah yoluyla da olsa müddeabihin artırılamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının tazminat talebinin yerinde olduğu sonucuna varılarak, 2.700.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatifin ana sözleşmesine göre bir konut yapı kooperatifi olduğu, davacının halen kooperatif üyesi bulunduğu, davalı kooperatifin bir kısım arsaları usulüne uygun biçimde başka kooperatiflere sattığı ve elinde kalan bir kısım arsa üzerine ise üyeleri için konut inşa ettirmekte olduğu hususları ihtilafsızdır. Her ne kadar bir ara kooperatif tarafından üyelere gruplar halinde arsa kur`ası çektirilmiş ise de, gerek davacıya isabet eden arsanın başka bir kısım arsalarla birlikte 3`üncü kişilere satılması ve gerekse de 1986 yılı olağan genel kurul toplantısında elde kalan arsalar üzerinde konut yaptırılmasına karar verilmek suretiyle bu arsa kur`ası hükümsüz kılınmıştır. Davacı elde kalan kooperatif arsası ve yaptırılmakta olan konutlarda hak sahibi olduğu gibi, satılan arsalardan elde edilen menfaat yönünden de hisse sahibidir. Bu nedenlerle ayrıca tazminat talebinde bulunamaz. Mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy