(743 S. K. m. 618/2) (2004 S. K. m. 97)
Taraflar arasındaki davadan dolayı, İstanbul Birinci Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.2.1990 tarih ve 4483-423 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; dava dışı M. Tekstil Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketinden çek ve bonoya dayalı alacakları sebebiyle bu şirket aleyhine İstanbul Dokuzuncu ve İkinci İcra Memurluklarında iki ayrı takip başlatıp Dokuzuncu İcradaki takip kesinleştirilerek hacizli menkul malların paraya çevrilerek bedeli 7.920.000 TL. nın müvekkiline ödendiğini, İkinci İcrada ise malların satıldığını, bu aşamada davalı bankanın devreye girerek satılan menkul mallar üzerinde işletme rehni hakkının bulunduğundan bahisle paranın kendisine verilmesini istemesi üzerine Tetkik Mercilerine şikayet yoluna gidilmesi sonucu ikinci icra dosyasından Beşinci Tetkik Merciinin şikayeti reddettiğini, ancak dokuzuncu icra dosyasında ise Dördüncü Tetkik Merciinin şikayeti hatalı olarak kabul etmesi, akabinde iade-i muhakeme sonucunda yapılan düzeltmenin ise usul hatasından dolayı On ikinci Hukuk Dairesince bozulmasıyla davalı bankanın 7.920.000 TL. ı geri istemek için muhtıra çıkarttığını, aslında menkul işletme rehni tesisinin usulsüz olduğunu, davalı bankanın borçlusunun K. Tekstil A.Ş. olduğunu ileri sürerek davalının çıkardığı muarazanın meniyle 7.920.000 TL.nın müvekkiline ait olduğunun tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava dışı M. Ltd. Ştinin yine dava dışı K. Tekstil A.Ş.nin paravan bir şirketi olup alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kurulduğunu, davacının sattırdığı malların işletme rehni kapsamındaki menkul mallar olduğunun anlaşıldığını, davacının malların M. Ltd. Şti.ne ait olduğuna dair İİK. 99a dayalı istihkak davası açması gerekirken bu davayı açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, mübrez belgeler ile ilgili icra ve icra tetkik mercii dosyalarına nazaran davacı isteminin İstanbul Dokuzuncu İcra dosyasındaki paranın kendisine ait olduğunun tespitine yönelik olduğu, davacının parayı 8.1.1990 tarihinde tahsil ettiği, davanın 26.10.1990 tarihinde açtığı, davalının 27.9.1990 tarihinden itibaren parayı ele geçirmek için icra dosyasında taleplerde bulunmağa başladığı ve 01.11.1990 tarihinde davacıdan geri aldığı, şu duruma göre davacının dava açtığı tarihte yedinde olan bir para için davalı aleyhine davalı iktisabının haksız ve sebepsiz olacağından bahisle bir eda davası açması gerekirken bir tespit davası açmasının anlamsız olduğu, eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın bu sebeple reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili; dava dilekçesinde, müvekkilince dava dışı borçlusundan icra yoluyla tahsil ettiği para hakkında davalı bankanın bu para üzerinde hak iddia ederek ve kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek muaraza çıkardığını, bu muarazanın önlenmesiyle para üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiş bulunmaktadır. Nitekim yargılama sırasında da davalı banka muarazayı devam ettirerek yine icra marifetiyle bu parayı davacıdan almış bulunmaktadır.
Türk usul hukuku uygulamasında muarazanın meni davaları, sadece tespit değil bünyesinde tespit işlemini de içeren bir tür eda davası olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle davanın esasına girilmesi gerekirken davaya mücerret bir tespit davası niteliği verilerek davanın sırf bu yönden reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.10.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy