(2675 S. K. m. 38)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesince verilen 06.07.1995 tarih ve 1065-619 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine Viyana Bölge Mahkemesinde açılan davaya ilişkin dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiğini, ancak davaya katılmadığını fakat vekili vasıtasıyla davadan haberdar olduklarını, mahkemece müvekkili lehine (358.492.63) Avusturya Şilini faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini ve kararın 26.05.1996 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, mezkur ilamın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, mahkeme ilamında davalı olarak gösterilen Reysaş Corp. ile müvekkili arasında uzaktan yakından bir ilgi olmadığını, yabancı ülkede açılan davadan haberdar olmadıklarını kimseye davayı takip için vekaletname verilmediğini, kararın da kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın husumet açısından reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizce bu karar, 20.10.1994 tarih ve 1994/5122 E. 1994/7672 K. sayılı kararı ile davalının Reysaş Corp. ile ilişkisinin bulunmadığı konusunda bu ünvan altında başkaca bir şirket varsa bunun sicil numarası veya ilgili defterlerini ibraz etmesi ve öne sürülen savunmanın kanıtlanmasına temsilcilerinin aynı olması nedeniyle olanak tanınması gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının iştigal konusunun pazarlama ile ilgili olduğu gibi yetkili temsilcilerinin de aynı kişiler olduğu, başkaca Reysaş Corp. adında şirketin varlığının kanıtlanamadığı yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Viyana Merkez Bölge Mahkemesinin 25 Mart 1986 tarihli kararının tenfizine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, Viyana Merkez Bölge Mahkemesinin 25 Mart 1986 tarihli kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 21.8.1992 tarihli cevap ve daha sonraki dilekçelerinde Viyana Merkez Bölge Mahkemesinin gıyap kararının tebliğ edildiği Avusturya 1010 Linz Marien Strasse No:4de mukim Av. Dr. Johannes İntermayer isimli bir kişiye şirket olarak bir vekaletname vermediklerini, kaldı ki mahkemenin gerekçeli kararının da kendilerine tebliğ edilmediğini savunmuşlardır.
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti ve Avusturya Cumhuriyeti Arasında Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında 23 Mayıs 1989 tarihli sözleşmenin 14. maddesinde davalı kararın verildiği davaya katılmamışsa, davanın açıldığının kendisine usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiğini gösterir bir belgenin tenfizi istenen mahkemeye sunulacağını amirdir.
Keza 2675 sayılı Yasanın 38/d. maddesine göre davalının, Avusturya kanunları uyarınca usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılmamış veya temsil edilmemiş veya kararlara aykırı şekilde gıyapta hüküm verilmiş olması sebebine dayanan tenfiz şartının tetkiki ilgili bend gereğince, davalı tarafın bu yönden itiraz etmesi şartına bağlanmıştır. Davalı yukarıda açıklandığı şekilde bu yönlere itiraz etmiş ancak mahkemece bu itiraz gereği gibi araştırılmamış, gerekçeli kararda da bu savunma değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak, 2675 sayılı yasanın 38/d maddesinin şartlarının incelenmesi bakımından Türkiye ve Avusturya Devleti arasındaki 23 Mayıs 1989 tarihli sözleşme, tebligat ve savunma hakkı ile ilgili Avusturya Hukukuna ait kanun maddeleri ibraz ve tercüme ettirilmek ve Avusturya Hukukuna göre ilgili bentte yer alan usulüne uygun davet, tebligat ve gıyap şartının ve savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesi gerekçeli kararın tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davalı savunması üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bu nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü gerekmiştir.
Yukarıda yazılı gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy