(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/6/1995 tarih ve 1163-805 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9/4/1996 gününde davacı avukatları N. Köle ve R. Gönenç geldiler davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan 23.791 DM dövize endeksli yuva kredisi kullandığını, aylık 643 DM ödemeli kredinin kullanımı sırasında ödemeler müvekkilinin aylık gelirinin % 35 ini geçmeyeceğinin davalı tarafından beyan edilmesine karşın 1994 yılında dövizde meydana gelen aşırı artış nedeniyle ödemeleri müvekkilinin bordroya bağlı tüm gelirini aştığını, davalıya 12.8.1994 tarihinde uyarlama için çekilen ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek sözleşmenin 3.1.1994 tarihli kur esas alınmak suretiyle Türk Lirası'na çevrilerek uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Uyarlama şartlarının bulunmadığını, sözleşmenin tarafların özgür iradeleriyle oluştuğunu, davacının ödeme gücünün bulunduğunu, birleşik faiz istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; Mübrez belgelere nazaran davacının özgür iradesiyle döviz bazında ödeme seçeneğini tercih ettiği, davacının Türk Lirasını seçenlere göre artıştan önce daha az ödeme yaptığı, artışın davalı bankayı da olumsuz yönden etkilediği gerekçeleriyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Ekonomik ağırlıklı 5 Nisan 1994 kararlarının banka kredileri ve özellikle kredi borçluları yönünden olumsuzluk doğurup-doğurmadığı uygulamada tartışma konusu olmakla beraber, bankalar genel eğimli olarak iyi niyet gösterip müşterilerin geri ödemelerini Türk Lirasına çevrilmesi önerisinde bulunmuşlar ve buna dair çeşitli ödeme seçenekleri sunmuşlardır. Ancak, davalı banka davalının bu doğrultudaki ihtarına olumsuz cevap verdiği gibi bu davada da davacı isteğin olumlu bakmamaktadır. Oysa Dairemizin kökleşen uygulamalarına göre davalı banka davacının Türk Lirasına çeviri önerisine olumlu bakmak durumundadır. Yapılacak iş davalı banka bu krediyi Türk Lirası olarak açmış olsa idi, hangi miktar ve koşullarda geri ödemeli olarak açabileceği saptanmalı, belirlenecek bu seçeneklerde tarafların anlaşmamaları halinde banka kayıtları üzeride uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılmalı, dava konusu kredi ile aynı miktarlı saptanmalı, ondan sonra yapılacak bu tespitlerin değerlendirmesi yapılarak soncu çerçevesinde bir karar verilmelidir. bu ilkelere uygun araştırma yapılmadan yazılı gerekçeyle ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili yararına takdir edilen 6.000.000 Lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy