(1163 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13.6.1996 tarih ve 547-388 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin üyelikten ihraç edilerek yerine Uğur Eser'in üyeliğe alındığını ve davacı adına isabet eden dairenin de davalı Uğur'a verildiğini, ihraç kararı iptal edilerek müvekkilinin üyeliğe döndüğünü ileri sürerek davalı Uğur Eser adına oluşturulan tapu kaydının iptalini, adına tescilini, ödemesi gereken borcunun tespitini dava etmiştir.
Davalı kooperatif, davacının 3476 sayılı yasanın değişikliğinden önce ihraç edilip, yerine üye alınmasında usulsüzlük bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı Uğur vekili, üyeliğe alınan müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak, haksız olarak ihraç edilip üyeliğe dönen davacıya, yerine üye alınarak davacı adına tahsis edilen konutun verildiği davalı Uğur Eser'den konutun geri alınması ve hatalı davranışa davalıların katlanması gerektiği, davacıdan diğer üyelerin ödemelerinden fazlası istenemeyeceği gerekçesiyle davalı Uğur adına oluşturulan tapunun iptaline, davacı adına tesciline karar kesinleştiğinde 44.108.000 TL'nın davacıdan alınarak davalı kooperatife verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, inşaat mühendisi, Hukukçu ve muhasebe konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla, kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde, gerekiyorsa keşif de yapılarak konutun değerinin belirlenerek tazminat istemi de esas olmak üzere, davacının üyeliğe alınış tarihinden itibaren yaptığı ödemelerin, eksik ödeme varsa genel kurullarca eksik ödemelere uygulanacak gecikme faizi kararları, üyelerin kullandığı ve inşaatlara harcanan konut kredileri de hesaba katılarak davacının üyelikten çıkarıldıktan sonra da ödeme yükümlülükleri devam edeceğinden ferdi mülkiyete geçilinceye kadar ki ödemesi gereken borçları tam olarak belirlenmek suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değildir.
2-Kabule göre yukarıda açıklanan yönteme göre hesaplanacak davacı borcu saptandıktan sonra, öngörülen paranın mahkeme veznesine depo edildikten sonra tescil kararı verilmesi gerektiğinin de gözetilmemesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, her iki davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 30.9.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy