(Demiryolu İle Eşya Nakli Hakkında Milletlerarası Antlaşma (GIM) (CIM) m. 54) (6762 S. K. m. 762, 1263) (1086 S. K. m. 76, 275)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesince verilen 12.9.1996 tarih ve 927-526 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat poliçesi ile sigortalı emtianın tren yolu ile yapılan nakliyesinde kısmen zayi olduğunu ve noksan mal bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 69.702.668 liranın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eşyanın alıcıya teslim edildiğini, tazminat talep etme hakkının alıcıya ait olduğunu, ayrıca tazminat hesabının COTIF hükümlerine göre yapılmasının zorunlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, malın FOB olarak satıldığı, kapalı fatura düzenlendiği, davacının sigortalısının mal bedelini tahsil etmediği hususunu iddia ve ispat etmediği, alıcı ve satıcının ortaklarını aynı olmasının sonuca etkili olmadığı, ayrıca bu hususun ve sigortalının sigorta yaptırmakta menfaatinin mevcudiyetinin kanıtlanamadığı, bu nedenle sigorta akdinin geçersiz olduğu ve alıcının sigorta yaptırıp yaptırmadığının belli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Demiryolu ile yapılan uluslararası eşya taşımalarında; Uluslarası Demiryolu Taşımalarına ilişkin Konvansiyon (COTIF) ve eki Demiryolu ile Uluslarası Eşya Taşıma Sözleşmesi ile ilgili Bileşik hükümlerin (CIM) uygulanması gerekmektedir. Bilirkişi kurulu; CİM 54/3-a maddesinde gösterilen ve göndericiye dava hakkı tanıyan koşulun gerçekleştiğini belirtmişler ve daha sonra görev yapan bilirkişi ise hasar iddiasına konu malların alıcısı tarafından geri gönderilmediği için, anılan CİM hükmü uyarınca göndericinin dava hakkının bulunmadığı görüşünü savunmuştur. Mahkemece, olaya uygulanması gereken CİM hükümlerinin değerlendirilmesinden doğan ve sigortalının halefi olarak davacının dava hakkının mevcudiyetine dair bulunan bu çekişmenin, demiryolu ile yapılan uluslararası eşya taşımalarında uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan alınacak rapor yardımıyla özümü yoluna gidilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, satışın FOB şeklinde olması yüzünden ve sigortalının mal bedelini tahsil etmediğini ispatlayamadığı nedeniyle, halefiyete konu bir dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca olaya ilişkin maddi vakıaları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hakime aittir. Mahkeme hükmüne dayanak yapılan faturalar ve dosyada bulunan gümrük çıkış beyannameleri ödeme şekli "mal mukabili" olarak gösterildiğine göre gerçek anlamda FOB satıştan bahsetme imkanı bulunmadığı açıktır. bu durumda sigortalıya peşin ödeme yapıldığına dair kabulün geçerliliğinden söz edilemez. Diğer taraftan davalı taşıyıcı, davacı sigortalısı ile yaptığı taşıma sözleşmesi uyarınca malı taşıdığına ve bu suretle malın gönderilmesini sigortalının yüklendiği anlaşıldığına göre, göndericinin malı taşıma rizikolarına karşı sigorta ettirmesinde TTK.nun 1263. maddesi anlamında menfaat sahibi olduğunun da kabulü gerekmektedir. Mahkemece bu hususların nazara alınmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.1.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy