(818 S. K. m. 18, 19, 20, 213) (743 S. K. m. 2, 634)
Dava: Taraflar arasında açılan davadan dolayı Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 1/10/1997 tarih ve 394-459 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı ve mukabil davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup, düşünüldü.
Karar: Davacı (karşı davalı) vekili müvekkili şirket ile davalı kurum arasında Aydın ili dahilinde bulunan kömür sahası için akdedildiğini, bu sözleşme sebebiyle davalı kuruma verilen teminat mektuplarının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle iadesi talep olunmuş ise de, davalı kurumun ihtarname keşide ederek sözleşmenin 22/b maddesi gereğince işletme sahasında müvekkili tarafından satın alınarak tescil edilen 20 parselden ibaret 245.403.93 m2 arazinin kuruma bağlı G. Bölge Müdürlüğüne devrinin istenildiğini, oysa müvekkili adına kayıtlı bu taşınmazların hiçbir bedel karşılığı olmaksızın ve kamulaştırma yoluna gidilmeksizin davalı kuruma devrenin yasaya aykırı olduğunu, davalı lehine sebepsiz zenginleşme yaratacağı, esasen sözleşmenin 22/b maddesinin BK. nun 19-20. maddeleri karşısında yok hükmünde olduğunu, ayrıca gayrimenkul hukukunun gerektirdiği geçerli devir vaatlerinin tabi olması gereken şekil şartlarına uygun irade beyanını taşıyan bir resmi belgenin mevcut olmadığını ileri sürerek, davalı kurumun müvekkili adına tapuda kayıtlı taşınmazların Gezi Bölge Müdürlüğüne devri yolundaki muarazasının men'ine kara verilmesini talep ve dava etmiş, karşılık davaya cevabında ise, hukuki ve kanuni olmayan sözleşme hükmünün yerine getirilmemesi halinde bedelinin davalı (k. davacı) kurumunca tahsiline ilişkin sözleşme hükmü bulunmadığı, esasen sözleşmenin yok hükmünde olduğunun kabulü halinde yok hükmünde bir sözleşmeye dayanılarak taşınmaz bedelinin talep olunamayacağını, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı (k. davacı) vekili davaya cevabında, işletme sahasında davacıya ait dava konusu taşınmazların müvekkiline devrinin davacının imzalamış olduğu sözleşme uyarınca vecibesi olduğunu, esasen ihale fiyatının da bu şartlara göre teşekkül ettiğini, davanın reddini savunmuş, karşılık davasında ise taraflar arasında 7.3.1990 tarihinde imzalanan ve 7.3.1995 tarihinde son bulan rödövans sözleşmesinin 22/b maddesinde taşınmaz varlıkların bedelsiz olarak TKİ'ye bırakılacağının kararlaştırıldığını bu gereğin yerine getirilmesinin davacıya gönderilen ihtarnameyle istendiğini, ancak yerine getirilmediğini, davalı tarafça satın alınmış olan 20 adet taşınmazın toplam değeri 1.586.377.000 TL. nın 9.10.1995 tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/2-A-a maddesine göre masraflarının işletmeci tarafından karşılanması suretiyle madencilik faaliyeti için satın alınan veya kamulaştırmadan doğan sorumluluğunun işletmeciye ait olacağının kararlaştırıldığını, oysa işletme süresi içerisinde bu yolla alınmış gayrimenkul bulunmadığı davacının (k. davalı) muaraza olarak ileri sürdüğü uyuşmazlığın eda davası içerisinde incelenebilecek türden bir tesbit olduğu gerekçeleriyle esas dava ile karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı (k. davacı) vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında Ankara 30. Noterliğinden imzaları tasdik edilen 7 Mart 1990 gün ve 11070 yevmiye sayılı sözleşme yapılmıştır. Yapılan sözleşme uyarınca Aydın ili Merkez ilçesi Kuloğulları Köyü mevkiinde bulunan 1157.05 hektar ruhsat alanına sahip linyit kömür madeninin sözleşmenin 12 nci maddesinde açıklanmış bulunan rödövans payının TKİ'ye ödenmesi karşılığında ve sözleşme hükümlerine riayet suretiyle işletmeci tarafından aranması, işletilmesi ve maden varlıklarının değerlendirilmesi üstlenilmiştir. Sözleşmenin üçüncü maddesi uyarınca sözleşme süresi beş yıldır. Sözleşmenin 8/A-a maddesi Madencilik faaliyetleri için gerekli arazinin, satın alınması veya istimlak edilmesini masrafları işletmeciye ait olmak üzere TKİ tarafından yapılacağını öngörmüş, aynı sözleşmenin feshi halinde işletmeci tarafından tesis edilmiş taşınmaz varlıkların (arazi dahil) bedelsiz olarak TKİ'ye bırakılacağı öngörülmüştür. Davacı firma tarafından rödövans sözleşmesinin geçerli bulunduğu tarihler arasına rastlayacak şekilde toplam 20 parça olmak üzere 245.203.93 m2 lik taşınmaz satın alındığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin 22/b maddesindeki hükümden kaynaklanmaktadır. Taraflar bu madde hükmünün yorumunda anlaşmazlık içindedirler. Bu durumda sözleşmede yer alan kayıtların anlamını ve bu kayıtların hangi hukuki sonuçlara yöneldiğini tayin etmek zorunludur. Yorum her şeyden önce mantık ve gramer kurallarına göre yapılacaktır. (Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler s. 148) Sözleşmenin 8 nci maddesi Davalı (k. davacı) TKİ'ye, 22 nci maddesi ise davacı (k. davalı) işletmeciye yükümlülük yüklemektedir. Dolayısıyla bir şey yapma (ifa) yükümü her iki maddede farklı taraflardadır. Öte taraftan sözleşmenin 8 nci maddede ise işletmeci tarafından tesis edilmiş bir işlemden, 22 nci maddede ise işletmeci tarafından tesis edilmiş taşınmaz varlıkların bedelsiz olarak TKİ'ye bırakılacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla her iki maddenin anlam ve amacı farklıdır. Davacı (k. davalı) tarafından iddia olunan ve işletmeci (davacı k. davalı) tarafından da itiraza uğramayan ihale fiyatının bu şarta göre teşekkül etmesi de açıklanmaya çalışılan yorumun teyidi niteliğindedir. Sözleşmelerin yorumunda da kabul edilen teori güven prensibidir. Beyan muhatabının fiilen o beyanı nasıl anladığına ya da kendisince bilinebilen bütün hal ve şartları objektif iyi niyet kurallarınca değerlendirerek nasıl anlaması gerektiğine bakılması icap eder ki, bu güven ilkesinin bir sonucudur ve sözleşmenin 22/b maddesinin işleten tarafından dahi yazılı olduğu şekilde anlaşıldığı bizzat davacı vekilini dava dilekçesinin (d) bendinde yer alan anılan hükmün SK. nun 19 ve 20 nci maddeleri karşısında yok hükmünde sayılması gerektiğine ilişkin beyanıyla da tereddütsüz biçimde ortaya çıkmaktadır. İşleten tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören akitlerin resim şekilde yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu, sözleşmenin ise bu nitelikte bulunmadığın da ileri sürmüşse (BK. m. 213, MK. 634) taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl gibi uzunca sayılabilecek bir süre yerine getirilmesi, karşılıklı edimlerin ifa edilmiş olmasına göre şekle aykırılık geçersizlik iddiasının MK. nun 2. maddesinde ifadesini bulan afakî iyi niyet kuralıyla bağdaştığı söylenemez. (YHGK. nun 6/6/1979 T., E. 1978/4-190, K. 1979/4799)ve böyle bir savunma yasal himayeden yoksun kalır. Bu açıklamalar sözleşmeye göre, işletenin rödövans sözleşmesinin geçerli olduğu dönemde edindiği taşınmazların devrini isteyebileceği açıktır. Davalı-k. davacı devri talep etmeyerek, gayrimenkullerin değerini talep etmiş olmakla, mahkemece yapılacak iş arazilerin değerini tespit olunarak işleten k. davalıdan tahsiline hükmetmekten ibarettir. Mahkemece yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (k. davacı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı (k. davacı) yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy