(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 4. Hukuk Mahkemesince verilen 5.12.1996 tarih ve 817-961 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 29.4.1997 gününde davalı asil Ali Ç. gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı SS Güvencem 90 Yapı Kooperatifine ait ortaklık ve tapusunu 22.9.1994 tarihinde davalıya devir ve temlik ettiğini, ancak davalının ortaklık devir işlemi için kooperatife başvurmaması nedeniyle, devirden sonraki Nisan-Temmuz 1995 aylarına ait aidatları icra yoluyla müvekkilinin kooperatife ödemek zorunda kaldığını, ödenen (45.535.000) liranın tahsili amacıyla girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan kooperatif hissesini değil, bağımsız tapulu mesken satın aldığını, davacıdan aldığı bu taşınmazı davadan önce üçüncü kişiye sattığını, davacının kooperatife olan yükümlülükleri üstlenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere, kooperatif kayıtlarına ve icra dosyasına göre, icra yolu ile davacıdan tahsil edilen alacağın taraflar arasındaki satış ve devir işleminden sonraki 19.3.1995 tarihli kooperatif genel kurul kararına dayandırıldığı ve davacının ödediği miktardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Davacı, ortağı bulunduğu dava dışı kooperatifçe kendisine tahsis edilen ve 27.4.1994 tarihinde bağımsız tapusunu aldığı meskeni, ferdi ilişki tesisinden sonra 22.9.1994 tarihinde davalıya satıp devretmiştir. Satış koşullarının ve satım bedelinin ödeme şeklinin düzenlendiği protokol başlıklı yazılı belgede taşınmazın yanı sıra davacının dava dışı Kooperatifteki ortaklık hakkının da davalıya devredildiğine dair bir hüküm öngörülmemiştir.
Kural olarak, kooperatiflerde, ferdileştirme aşamasından sonra yapılan taşınmaz satım ve devirlerinde, devredenin kooperatif ortaklık hakkının da satın alana devredildiği yolunda açık bir anlaşma bulunmadıkça, ortaklık hakkı kendiliğinden taşınmazı satın alana devredilmiş olmaz. Ancak, taşınmazı devralan kişi, ortaklık sıfatını kazanmasa bile, sitenin tüm hizmetlerinden yararlanmakta olduğu için, ortaklık devir tarihinden sonraki-Kooperatif genel kurulunca alınmış kararla belirlenmesi kayıt ve şartı ile- giderlerden sorumlu tutulabilir. Bu durumda, 19.3.1995 tarihli genel kurul kararı getirtilerek, istenen aidatın (hizmete ilişkin giderlerin) ortaklık ilişkisi, yani statüsüne bağlı hak ve yükümlülüklere mi, yoksa taşınmazı fiilen kullanma ilişkisine dayalı ortak giderlere mi dair olduğu saptanarak, davalının sorumlu olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı kendisini vekille temsil etmediğinden duruşma vekillik ücreti taktirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.04.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy