(1086 S. K. m. 308, 388, 428) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Elazığ 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.12.1996 tarih ve 497-663 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ürettiği hayvanları, davalıya sattığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan anlaşma ile bedelin, teslimatın yapıldığı tarihten sonraki (60)gün içinde ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, paranın zamanında ödenmemesine rağmen, taahhüt edilen fiyat farkının ödenmediğini ileri sürerek (552.583.226) liranın son ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davanın zamanaşımına uğradığını, faizin başlangıç ve oranı ile esasına da itiraz ettiklerini beyanla, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalı kusurunun (299.938.650)lira fiyat farkı ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, mezkur meblağın 26.10.1994 tarihinden itibaren %64 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK 308.maddesi hükümlerine göre, mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin ne olduğu hususunu ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141. maddesinin 3.fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da, HUMK.nun 428.maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle, Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, HUMK.nun 388. maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte sadece "bilirkişi raporu, belgeler ve taraflar arasındaki anlaşmalara uygun görüldüğünden rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir" şeklinde kaleme alınmış bulunmaktadır. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi HUMK.nun 438.maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalı vekilinin sırf bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle sair hususların incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.3.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy