(3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.10.9996 tarih ve 133-235 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 27.5.1997 gününde taraflar avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kurumun İslahiye şubesinin bayisi olarak çalıştığı yıllarda, davalı kurum yetkilisinin müvekkili adına hayatı faturalar düzenleyerek alınmayan mallar için müvekkili bayiyi borçlandırdığını, bu hususun müfettiş raporu ile ortaya çıktığını, buna rağmen davalı kurumun, nezdindeki 50.000.000 liralık teminat mektubunun nakde çevrildiğini, oysa davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek 50.000.000 liranın banka ticari kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının satın aldığı mal bedeli ve vadeli satıştan temerrüt faizi toplam 39.587.264 lira borcu için teminat mektubunun nakde çevrildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre, davalı kurumca düzenlenen ve dava konusu borca ilişkin faturalarda davacının benimsediğine dair imzası bulunmadığı ve itiraza uğradığı, ayrıca bu faturaların davacının usulüne uygun olarak tutulmuş defterlerde kaydına rastlanmadığı, davalı kurumun İslahiye Şubesinde görevli iki kişinin davacı ve diğer bayilerin adına kullanılmak suretiyle fatura düzenledikleri ve bu kişilerin olay nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak hüküm giydikleri, davacı borçlu olmadığı halde teminat mektubunun paraya çevrilmesinin yasa ve sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle 50.000.000 liranın 1.4.1992 tarihinden itibaren ticari kredi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2-Ancak davacı, dava dilekçesinde banka ticari kredi faizi istemiş ve mahkemece bu yönde hüküm kurulmuş ise de, işin ticari nitelikte oluşuna göre davacı 3095 sayılı Yasanın 2/3 maddesi uyarınca reeskont oranında faiz isteyebilir. Taraflar arasında akdi faiz oranı belirlenmediğinden mahkemece infazı dahi kabil olmayacak şekilde faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece anılan yasa maddesi uyarınca Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranı temerrüt tarihi itibariyle belirlenerek, bu oranda faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy