(6762 S. K. m. 1, 4)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Samsun 2.sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25.12.1996 tarih ve 1067/1353 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, taraflar arasındaki emeklilik geliri hesabı sözleşmesi uyarınca müvekkilinin 7 yıl boyunca döviz bazında ödeme yaptığını, ancak davalının üstelendiği geri ödeme taksitlerinin çok düşük kaldığını ve hakimin sözleşmeye müdahale şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, emeklilik gelirinin dava tarihi itibariyle ne olması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının 30.000 lira aylık gelir bağlanacağını bilerek sözleşme imzaladığını, geri ödemelerin önce 1988 yılı Kasım ayında, daha sonra da 1994 yılı Ocak ayında üçer kat artırıldığını, ayrıca geri ödeme süresinin 5 yıldan ömür boyuna çıkarıldığını, davacının fesih yetkisi olduğunu ve uyarlama şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, sözleşmede aylık ödemelerin artırılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, davacının 7 yıl boyunca yaptığı ödemeler sırasında kur farkına girmesi gerektiği ve sözleşmeden vazgeçme imkanı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafından duruşma sırasında ibraz edilen ve delil olarak dayanılan İstanbul 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/465 E. sayılı dava dosyasında verilen karar örneğinde davalı bankanın halefi olduğu Anadolu Bankasının aynı uygulama ile ilgili olarak, "aylık gelirlerin asgari rakamlar olduğu, 7 yıl sonunda ödenmesine başlanacak olan aylık gelir miktarının o tarihteki ekonomik şartların daha yüksek bir ödemeye imkan vermesi halinde buna göre artırılacağı" ve " 7.yılın sonunda ömür boyu aylık gelir alacağı, üstelik ülkemizin ekonomik seviyesine göre hesap sahiplerinden fazla ödeme talep edilmeden artırmada bulunulacağı" hususlarının ilanen duyurulduğuna değinilmiştir. Bu açıklamaların doğruluğu saptandığı takdirde yanlar arasındaki emeklilik geliri sözleşmesinin davacı lehine uyarlamaya imkan tanınacak şekilde davalı tarafça değiştirildiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece sözü edilen alınlar konusunda davalı tarafın diyecekleri sorulmalı, bu ilanların yapıldığı saptanırsa bu kez ilanlarda belirtilen hususlar üzerinde durularak yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile aylık ödemelerin ne olması gerektiğinin açığa çıkarılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyarlama koşullarının bulunmadığı yolundaki gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy