(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.1996 tarih ve 1122-708 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı ve Muk. Davacı K. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Yusuf Y. tarafından müvekkili aleyhine takip dayanağı bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığı gibi, senette alacaklı görünen Ali Y.'a kardeşi K.'e borçlu bulunmadığını, yapılan imza incelemesinde imzanın müvekkile ait olmadığının saptandığı, ancak müvekkilin teminat yatırmaması nedeni ile takibin durmadığını, borca karşılık davalı K.'e 350.000.000 TL ödeme yaptığı gibi, elden 35.000.000 TL ödeyip 35.000.000 TL bedelli çek ve 50.000.000 TLlik çek verdiğini, halen takipte olan 50.000.000 TLlik çekin tedbir nedeniyle ödenmediğini, asıl alacaklının davalı K. olup, diğerinin muvazaalı olarak devreye girdiğini ileri sürerek, davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile, 420.000.000 TL istirdadı ve 50.000.000 TLlik çekin iptali ile %40 inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşı dava ile davacı ve davalı K.'in öz kardeş olduklarını, babalarının sağlığında birlikte kazanılan malların satılması karşılığı K.'e 330.000.000 TLlik senet verildiğini, senedin davalı Yusuf'a ciro edilip, Yusuf tarafından icraya konulduğunu, itiraz nedeniyle ödenmediğini, eski anlaşmanın bozulduğunu, yeniden yaptıkları anlaşmada davacının K.'e 35.000.000 TL nakit 35.000.000 TL ve 50.000.000 TL bedelli iki çek verip, Polatlı'daki arsayı vermeyi taahhüt ettiğini, ancak davacının anlaşmaya uymayıp dava yoluna gittiğini, davalı Yusuf'a pasif husumet yöneltilemeyeceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, şimdilik 100.000.000 TLnin davacı K. için asıl davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya arasındaki yazılara göre, takip konusu bonodaki senedin sahte olduğunun saptanıp, takibin iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının 350.000.000 TL için borçlu bulunmadığı, 50.000.000 TL' lık çek için yapılan takibin icraen durdurulduğu, davacının, davalı K.'e 35.000.000 TL nakit, 35.000.000 TL çek bedeli dediğinin anlaşıldığı, davacının 350.000.000 TL'yi ödediğini kanıtlayamadığı, davalı her ne kadar, Polatlı'daki arsayı davacının kendisine vereceğini taahhüt ettiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu taşınmazın tapulu olduğu, satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, bu arsanın icrada kalan borç için verileceğinin taahhüt edildiği bildirilmiş ise de, takip dayanağı senedin sahte olduğunun sabit olması nedeniyle borcun ortadan kalktığı gerekçesiyle, davacının 350.000.000 TL borçlu bulunmadığının tespitine, davalı Yusuf hakkındaki davanın reddine, davalı K. hakkındaki istirdat davasının 70.000.000 TL kısmının reeskont faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, 50.000.000 TLlik çekin iptaline, 350.000.000 TL menfi tespit ve 120.000.000 TLlik istirdat toplamı 470.000.000 TL üzerinden davalı K.'den %40 kötü niyet tazminatı tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı K. Y. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, ödemeden sonra açılan istirdat davası bakımından bu tür davalarda, davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde alacaklı aleyhine icra tazminatı kötü niyet tazminatı ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Zira gerek icra tazminatı, gerekse icra inkar tazminatı İİK. nun 72.maddesinde sadece menfi tespit davaları bakımından öngörülmüş bulunmaktadır. O halde, istirdat davasına konu olan miktar bakımından borçlu yararına inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 Nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının reddine, 2 Nolu bentte yazılı nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy