(818 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Çorum 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 8.4.l997 tarih ve 211-123 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Yavuz ... müvekkili bankadan kredi aldığını, kredi sözleşmesinde diğer davalının da müteselsil kefil olduğunu, davalılar hakkında yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, birikmiş faiziyle birlikte 2l.548 DM alacağın dava tarihinden itibaren %l4 faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan Adil ... zamanaşımı definde bulunmuş bozma sonrası vekili aracılığı ile davanın reddini savunmuştur. Davalı Yavuz'a dava dilekçesi gönderilmiş, bila tebliğ iade olunmuş ve davacı bu davalı hakkındaki davayı takip etmemiştir. Mahkemece kredi sözleşmesi ve toplanan delillere göre davacının davalı Yavuz'a açtığı kredinin vadesinin l8.9.l980 tarihi olduğu, davalı Adil'in müşterek ve müteselsil kefil olmayıp adi kefil olduğu, vade tarihinden itibaren BK.l25.maddesindeki 10 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davalı Adil ... hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalı Yavuz Ak hakkındaki davanın HUMK.409.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına dair verilen kararın temyizen tetkiki sonucu 11.Hukuk Dairesinin 13.02.l995 gün 1994/7442-1995/1112 sayılı ilamıyla, sözleşmeden doğan bütün alacak davalarında 10 yıllık zamanaşımı uygulanacağı, Kefalet sözleşmesinin l980 yılında yapılıp, l988 yılında kefil aleyhine icra takibinde bulunulduğunun anlaşılmış olması halinde davanın süresinde açıldığının kabulünün gerekmesi ve sözleşmeye ilişkin tercüme evrakının içeriğinden kefaletin adi iş için mi, ticari iş için mi verildiğinin anlaşılamaması nedeniyle kredi ve kefalet sözleşmelerinin yeniden tercümesinin yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi noktalarından bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda, banka ile yapılan kredi sözleşmesinin ticari nitelikte olduğu, kefaletin de müteselsil kefalet olduğu, davalı Ali ... davacı bankaca mütemerrit duruma düşürülmemesi nedeniyle icra takip tarihinden itibaren bu davalının mütemerrit sayılabileceği, dolayısı ile bu tarihten itibaren sözleşmede öngörülen %l4 faizin uygulanabileceği, asıl alacağın 9.248.78 DM. olup, icra takip tarihi olan l9.04.l988 tarihinden itibaren faizinin 6.777.59 DM. olacağı gerekçeleriyle asıl alacak ve faiz alacağı toplamı l6.025 DM infaz ve ödeme tarihindeki TC. Merkez Bankası kuru üzerinden Türk Lirası olarak Adil ... tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı Yavuz Ak hakkında açılan davanın ise HUMK.409/son uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde 2l.548 DEM. alacağın, dava tarihinden itibaren taraflar arasında imzalanan 15.8.1980 günlü kredi sözleşmesinde öngörülen %l4 faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Mahkemece hüküm oluşturulurken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda l nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy