(1163 S. K. m. 17)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Isparta Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 6.3.1997 tarih ve 269-156 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi olmasına rağmen kendisine konut tahsis etmediğini ileri sürerek kooperatifçe müvekkiline bir konut tahsisini, olmadığı takdirde konutun yapılması için süre verilmesine veya kendisinin yapıp kooperatiften bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili savunmasında, davacının ihraç edilen üye yerine yedek üye olarak alındığını, toplam ödemesinin 15.000TL olduğunu, kooperatifçe yapılan tüm konutların üyelere tahsis edildiğini, bu nedenle davacıya konut tahsis edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının yedek üye olması nedeniyle, bu davayı açmakta yararı olmadığı, toplam ödemesinin 15.000 TL olup, kooperatif ile uzunca bir süre ilgisini kestiği MK. 2.maddesi uyarınca konut istemesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizce, kooperatifte yedek üyeliğin söz konusu olmadığı, davacının kooperatifin asil üyesi olduğu, bu üyeye tahsis edilecek konut olmadığı tespit edildiği takdirde davaya tazminat davası olarak bakılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının hali hazırda kooperatif uhdesinde kayıtlı arsalardan 3 nolu parselden tahsis talebinde bulunmuş olması gözönünde bulundurularak, davacının ödemesine tekabül eden %40.6l hissenin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı kooperatif üyesi olmasına rağmen kendisine konut tahsis edilememiş ve davacıda dairemizin bozma kararı doğrultusunda kendisine tazminat olarak kooperatifin arsasından hisse verilmesini istemiştir. Bu durumda dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca mahkemece yapılacak iş;
a-Ortaklara verilen konutun dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilmeli,
b-Kooperatife normal ödemelerini yapan diğer ortakların ödeme tarihleri de nazara alınarak, toplam ödemeleri paranın iştira gücünün azalması ve sair etkenler nazara alınarak rayiç değerin tespit edildiği tarihe taşınarak ödemelere tekabül eden miktar belirlenmeli,
c-Böylece, normal ödeme yapan ortakların, rayiç değer tespit edilen tarihte ödemelerinin karşılığı olan miktar itibarıyla rayiç değer nazara alınarak taşınmaza malik olmakla elde ettikleri yarar miktarı bulunmalı,
d-Davacı ortağın, diğer ortaklara göre, eksik ödeme yaptığı miktar nazara alınarak, davacının yaptığı ödeme miktarı ve tarihleri gözönünde tutularak, bu miktarın yine rayiç değer tespit edilen tarihe taşınarak gerçek karşılığı bulunmalı,
e-Normal ödeme yapan diğer ortakların ve davacının rayiç değer tespit tarihinde tespit edilen ödeme karşılıklarının birbirinden çıkarılması suretiyle, davacının diğer ortaklar kadar bir yararlanma sağlanması için ödemesi gereken miktar saptanmalı,
f-Bu suretle yapılan hesaplama sonunda elde edilen rayiç değerden, diğer ortakların ödemelerinin gerçek karşılığı çıkarılarak bulunacak yararlanma miktarından, davacının diğer ortaklara denk bir ödemeye varması için hesaplanan eksik ödeme miktarı çıkarılmak suretiyle davacıya ödenecek tazminat miktarı bulunmalı,
g-Yukarıdaki fıkra uyarınca bulunan tazminat miktarına, dava tarihindeki arsa rayiç değeri nazara alınarak isabet edecek arsa miktarı saptanarak, bu oran üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde eksik bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy