(1086 S. K. m. 339)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesince verilen 9.10.1996 tarih ve 330-988 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sattığı malın bedelini davalının süresinde ödemediğini 10.123.398 liralık borcun 28 gün, 198.871.200 liralık borcun ise 61 gün geç ödenmesi üzerine, bu ödemenin vade farkının ödenmesi halinde kabul edileceğinin davalıya telefon ile bildirildiğini ve bu şartla gecikmeli bedelin kabul edilip, fatura düzenlendiğini, vade farkının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, fatura ve yemin deliline göre, davacının icra takibine dayanak yaptığı faturaların vade farkı faturası olduğu ancak, yanlar arasında vade farkına ait sözleşme olmadığı, davalının satın aldığı malın bedelini ödediği, davacının bu ödemeye ihtirazi kayıt koyduğunu kanıtlayamadığı, yanlar arasında daha önce vade farkı alınmasına ilişkin bir uygulama olmadığı gibi cari hesap sözleşmesi de olmadığından davacının vade farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı şirket genel müdürü Mehmet Ali L. ve yönetim kurulu üyesi Mustafa D. yemin metninde belirtildiği şekilde davacı şirkete hiçbir vaatte bulunmadığı hususunda, çek bedellerinin ne surette ödendiği konusunda hiçbir bilgim olmadığı hususunda yemin ederim. demek suretiyle yemin etmişlerdir. Davacı vekili, davalı şirket yetkililerinin süresinde ödemediği çek bedelini geç ödemekten dolayı vade farkı ödemeyi taahhüt ettiğini iddia ettiğine ve kanıtlanması için de yemin deliline dayandığına göre, mahkemenin taraf yeminini HUMK. nun 339.maddesinde gösterilen usule uygun olarak, eda ettirmesi gerekir. Davalı şirket yetkililerinin talimatla eda ettikleri yeminin, HUMK. nun 339.maddesindeki usule uygun olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy