(6762 S. K. m. 1, 2, 23) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında açılan davadan dolayı Ankara Asliye 27.Hukuk Mahkemesince verilen 18.3.1997 tarih ve 604-190 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya muhtelif tarihlerde satılan mal bedellerinin fatura edildiğini, faturalara, bedelleri zamanında ödenmediği takdirde aylık %15 finansman farkının KDV'si ile birlikte tahsil edileceğini, yazıldığını ve buna davalının bir itirazı olmadığı halde, süresinde ödenmeyen fatura bedelleri ile ilgili %15 finans farklarının ödenmediği gibi, girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında, %15 oranında aylık faiz ödenmesine ilişkin sözleşme ve teamül bulunmadığını, gönderilen faturaya itiraz edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, taraflar arasında fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi halinde aylık %15 finans farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi, bu yönde oluşmuş bir teamülün de bulunduğunun kanıtlanamadığı, vade farkı faturalarına davalının itiraz ettiği, faturanın mahiyeti ile bağdaşmayan ve davacı tarafından tek taraflı yazılan vade farkı alınacağına ilişkin ibarelerin davalıyı bağlamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dairemiz İçtihatlarına göre, satım bedelinin belirli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı uygulanacağına ilişkin satıcı tarafından faturalara tek taraflı yazılmış oranların diğer taraf açısından bağlayıcı olabilmesi için;
a) Taraflar arasında bu hususta yazılı sözleşme bulunması
b) veya, bu faturalara alıcının süresinde itiraz etmemesi
c) veyahut da, bu hususta ticari teamül olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir.
Dava konusu somut olayda, taraflar arasında muhtelif satım ilişkilerinin olduğu ve davalının, %15 aylık vade farkı uygulanacağı belirtildiği halde bu faturalara süresinde itiraz etmediği ileri sürüldüğüne göre, bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy