(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesince verilen 4.4.1997 tarih ve 474-303 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketten muhtelif zamanlarda mal alımı yaptığını, bu alım satım dolayısıyla FF bazında borçlandığını, borçlarını süresinde ödemediğinden hem de, yıllardan beri diğer müşterilere de uyguladığı gibi kendisine bu gecikmelerden dolayı kur farkı tahakkuk ettirildiğini ve bu fark fatura edilerek kendisine gönderildiğini, bu faturaları da ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki satımların TL üzerinden yapıldığını, davacının bunu defterlerinde yabancı para olarak göstermesinin kendilerini ilgilendirmediğini, davacının gönderdiği kur farkı faturalarının iade edildiğini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmadığı, ödemelerle ilgili davacı şirketin faturalarının arkasında ve sipariş fişlerinin arkasında Genel Şartlar olarak 5 madde olarak sıralanmış yabancı para cinsinden yapılan satışlarda aynen ödemenin esas olduğu, TL ile yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden çevrilerek borçtan düşüleceğinin düzenlendiği, davalı şirketin FF üzerinden o günkü kur'a göre kestiği faturaları ve bilahare yıllardır kestiği kur farkı faturalarını kabul ederek ödediği, faturaların hiçbirini iade etmediği, yalnızca 5.5.1994 tarih ve 962005 sayılı 618.495.021 TL'lık kur farkı bedeli olarak tanzim olunan faturayı aralarında kur fakının istenemeyeceğine dair bir sözleşme olmadığı nedeniyle 17.5.1994 tarihli ihtarname ile iade ettiği, oysa ki; sipariş fişlerinin arkasında ödeme şartlarının mevcut olduğu, ayrıca faturanın altında da, mal bedelinin FF olarak yazılı olduğu, davalı defterlerinin kapanış tasdikinin olmadığı, davacının kur farkı nedeniyle düzenlenen fatura bedeli 618.495.021 TL alacaklı bulunduğu ve davalının itirazının haksız bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve 178.805.272 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasında bir satım sözleşmesinin olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davalı yan, sipariş fişinde imzası bulunmadığını savunmuş ise de, satım konusu malı teslim aldığını kabul etmektedir. Sipariş fişinin arka yüzünde yabancı para cinsinden yapılan satışlarda aynen ödeme esastır. TL ile yapılan ödemeler, ödeme tarihindeki TC Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden yabancı paraya çevrilerek borçtan düşülür hüküm yer almıştır. Kaldı ki, davalının daha önceki satışlardan dolayı 31.5.1993, 30.6.1993 ve 31.7.1993 tarihli faturalardan kur farkı ödediği anlaşılmasına göre, davacı süresinde yapılmayan ödemeler için kur farkı isteyebilir. Ne var ki, kur farkı ile ilgili dava konusu faturaya davalı itiraz etmiş bulunmasına göre, dava konusu satıştan dolayı davalının geciktiği günler belirlenmek ve davacı yararına ne miktarda kur farkı oluştuğunun hesaplanmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, kur farkı alacağı hukuki niteliği itibariyle bir munzam zarar alacağıdır. Munzam zarar alacağı da, bir tazminat alacağı olarak kabul edildiğine göre, İİK. nun 67.maddesi anlamında likit bir alacak sayılmayıp, muhasebeyi gerektirdiğinden bu alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamış ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy