(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Gebze 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.6.1997 tarih ve 22-373 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, fabrika ve işyerlerinde verdiği yemek hizmetleri için müvekkilden ekmek aldığını, ancak ödemelerini aksattığını, bu nedenle müvekkilin davalıya ekmek vermeyi durdurduğunu, davalının 968.108.000 TL borcunun ödememesi nedeniyle aleyhine icra takibine girişildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, 968.108.000 TL alacağın 10.9.1996 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, haksız itiraz nedeniyle %60 oranında inkar tazminatının davalıya yüklenmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatı isteminin yersiz olduğunu, icra takibinde takip tarihine kadar %74, takipten sonra da %30 yasal faiz isteminin faize faiz yürütme niteliğinde olup yasaya aykırı olduğunu, takipten önce temerrüdün söz konusu olmadığını bu nedenle takipten sonra için yasal faiz istenebileceğini ileri sürerek davanın reddi ile borçlu olmadıklarının tespiti ve %40 haksız takip tazminatının davacıya yüklenmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının defterlerini ibraz etmediği, davacının defterlerinde 968.108.000 TL alacak göründüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, bu miktarın 10.9.1996 tarihinden itibaren %57 reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 387.243.552 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dilekçesinde davacı, davalıdan olan alacağı için icra takibine giriştiğini, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek hem itirazın iptali ile icra inkar tazminatı, hem de alacağın tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece her iki istekte kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
İtirazın iptali davası ile tahsil davaları ayrı nitelikte davalar olup, şekil, süre, anlam sonucu doğurduğu hükümler bakımından farklı nitelikte davalardır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle borçlu aleyhine girişilmiş bir takip bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmiş olması ve itirazın tebliğ tarihinden itibaren de 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmış olması gerekir. Bunun yanında sonuçları itibarıyla da, itirazın iptali davası sonucunda mahkemece ancak itirazın iptali veya reddine, talep varsa ve koşulları da oluşmuş ise inkar tazminatına hükmedilebilir.
Alacağın tahsili davasında ise yukarıda sayılan koşulların hiç birisine gerek yoktur. O halde, mahkemece yapılacak iş, davacıya davasını itirazın iptali mi, yoksa alacak davası olarak mı devam edeceği hususunda tercih hakkı kullandırılarak, davanın niteliğine göre taraf delilleri değerlendirilerek sonucu çerçevesinde karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde hem itirazın iptali hem de alacağın tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy