(1163 S. K. m. 45, 53)
Dava: Taraflar arasında açılan davadan dolayı Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.9.1997 tarih ve 176-611 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif ortağı olup, 18.2.1991 tarihli genel kurul toplantısında üye sayısının 212 olarak belirlendiğini, davalı kooperatifçe alınan karara aykırı olarak yeni üyeler kaydedilerek bu üyelerin 31.1.1993 tarihli genel kurul toplantısına çağrıldıklarını, müvekkillerinin bir kısmının toplantıya çağrılmadığını, bir kısmına da oy kullandırılmadığını ileri sürerek, 31.1.1993 tarihli genel kurul toplantısının iptali ile kaydedilen üyelerin üyeliklerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, davacıların eski yönetim tarafından sahte olarak kaydedilen ortaklar olduğunu, salt genel kurula çağrının usulsüz yapılmış olmasının iptale yeterli olmadığını, toplantıda bazı üyelere oy kullandırılmadığı iddiasının doğru bulunmadığını, birtakım üyelerin kayıtlarının iptali isteniyorsa da üye kayıtlarının yönetim kurulunca yapılması nedeniyle genel kurula bu hususta bir itiraz bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran iptali istenilen 31.1.1993 tarihli genel kurul toplantısına çağrıda bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, kooperatife usulsüz alındığı iddia edilen bir kısım üyelerin üyeliklerinin iptalini ve genel kurul toplantısının iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatifin 55 ortağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın 27.12.1991 tarih ve 17036 sayılı yazılarına istinaden kooperatifin 17.5.1992 tarihli genel kurulunda ortaklıktan ihraçlarına karar verilmiş ise de, bakanlığın anılan emri yasaya aykırı olduğu gibi, ihraca ilişkin genel kurul kararının da Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.7.1993 tarih ve 1992/459 E., 1994/405 K. sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların kooperatif ortağı oldukları tartışmasız bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu tespitten sonra kooperatiflerde genel kurulun toplantıya ne şekilde çağrılacağı hususunun incelenmesi gerekmektedir. Kooperatiflerde genel kurulun toplantıya ne şekilde çağrılacağı Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Emredici nitelikte olan bu madde hükmüne göre genel kurul ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Sözü edilen maddenin yollama yaptığı kooperatif ana sözleşmesinin 28. maddesi hükmüne göre ortakların davetten mutlaka haberdar edilmelerini sağlamak üzere toplantı gününden en az 30 gün önce keyfiyetin ortaklara bildirilmesi gerekmektedir. Bu koşul tam olarak yerine getirilmemişse, ortada yasaya ve ana sözleşmeye uygun bir genel kurul çağrısı olmadığı gibi, bu şekilde toplanan bir genel kurulun varlığından da söz edilemez. Gerçekten, yönetim kurulunca toplantıya katılması arzu edilmeyen ve önemli sayıda birtakım ortaklara çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararların hukukça himaye görmesi doğru değildir. Ortada usulsüz bir çağrı değil, kanuna aykırılık söz konusudur. Yasaya ve ana sözleşmeye aykırı olarak yapılan çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan bütün kararlar hükümsüz ve geçersizdir. Böyle bir toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitini ise, Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesindeki koşullar aranmaksızın davetin usulü dairesinde yapılmadığını öne süren her ortak isteyebilir. Davacıların bir kısmına 31.1.1993 tarihli genel kurul toplantısında hazır bulunmaları için ana sözleşmede öngörülen şekilde çağrı yapılmadığı açıkça anlaşıldığından, sözü edilen toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 9.2.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy