(1163 S. K. m. 55)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Gönen Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13.11.1997 tarih ve 269-378 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı kooperatifin denetçileri olduğunu, davalı kooperatifin İstanbul ve İzmir'e tarifeli otobüs kaldıran otobüs işletmesi olduğunu, yaklaşık 20 yıl önce kurulduğunu bu güne kadar 24 üyeyi geçmediğini ancak ticari itibarın artması üzerine başlangıçta emek ve para koymayan kişileri kooperatif üyelerinin çoğunun karşı çıkmasına rağmen yönetim kurulu tarafından anasözleşmenin 45.ci maddesine aykırı olarak 5 kişiden 3 kişinin kararı ile ortaklığa kabul edildiğini, yine yeni ortaklardan alınacak para miktarını belirlemenin ana sözleşmenin 11 ve 23 ncü maddenin 6 ncı bendine göre genel kurula ait olmasına rağmen yönetim kurulunun belirlediğini, 12.4.1997 günlü genel kurulunda zorla dağıtıldığını karar defterinde tahrifat yapıldığını, ileri sürerek kooperatif yönetim kurulunun 106 ve 108 sayılı kararlarının yoklukla malul olduğuna, bu kararlarla üyeliğe alınan kişilerin üyelik şartlarının oluşmadığına, tedbiren dava sonuna kadar kooperatif yönetiminin kayyum heyetine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili; davacı denetçilerin Genel kuruldan bu konuda karar almadan dava açma yetkisinin olmadığını, yönetim kurulu aleyhine iptal davası açılamayacağını, bir aylık hak düşürücü süre olduğunu, üyeliğe kabul işleminin yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu, karar defterinde tahrifat yapılmadığını, yönetim kurulunun çoğunluğu sağlayarak karar verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Kooperatif üyesi 16 kişi davacı yanında davaya müdahil olmuşlar ve dava dilekçesini tekrar etmişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından yönetim kurulunun kararının yasa ve anasözleşmeye aykırılığının tesbiti değil ancak genel kurul kararlarının iptali için dava açılabileceğinden ayrıca denetçilerin kooperatif aleyhine dava açabilmesi için genel kuruldan almaları gereken yetkinin olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Kural olarak, ihraç kararları dışında Yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamaz. Ancak Yönetim kurulunun aldığı karar, bir ortağı doğrudan doğruya ilgilendirir ve onu haklarını ortadan kaldırır nitelikte ise bu karar aleyhine ortak dava açabilir. Buna göre davacılar aynı zamanda kooperatifin ortağıdır ve yönetim kurulu kararından doğrudan zarar görmüşlerdir.
O halde yukarıda anılan ilkeler gözönünde bulundurularak davanın esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesi ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy