(6762 S. K. m. 711) (1086 S. K. m. 49, 50)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 23.12.1997 tarih ve 842-1019 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, müvekkilinin hamili bulunduğu 30.6.1996 tarihli (54.825.000) lira bedelli çek hakkında zayi nedeniyle iptal davası açıldığını ve davalı bankaya ödemeden men talimatı verildiğini, buna rağmen dava dışı hamilin giriştiği icra takibi sonunda bankaca çek bedelinin icra dosyasına ödendiğini, bankanın kendisine karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek, (72.000.000) liranın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının çek üzerinde hak sahipleri bulunmadığını, çek hamili olan dava dışı kişinin icra takibi sonunda keşidenin bankadaki mevduat hesabından ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, çekte adı geçmeyen davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı isminin davaya konu hamilin keşide edilen çekteki ciro silsilesinde yer almaması, bu çek üzerinde davacının hak sahibi olmadığına kesin biçimde delalet etmez. Davacının böyle bir çekte cirosu olmasa dahi çekin meşru hamili olması mümkündür. Davacının açtığı zayi nedeniyle iptal davası sürerken, çekin son hamili dava dışı kişi tarafından keşideci ve cirantalar aleyhinde icra takibine giriştiğinin anlaşılmasına göre, mahkemece, davacıya bu kişiye karşı çekin istirdadı talebiyle dava açması için HUMK. nun 49 ve 50. maddeleri hükümleri uyarınca uygun öneller verilmesi, davanın açılması halinde işbu dava ile birleştirilerek davacının çek üzerindeki hak sahipliğinin (meşru hamilik sıfatının) araştırılarak ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy